Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

ALİ EMİRİ EFENDİ VE DİVAN-I LÜGÂT’İT -TÜRK191 defa okundu

, kategorisinde, 13 Oca 2020 - 11:30 tarihinde yayınlandı
ALİ EMİRİ EFENDİ VE DİVAN-I LÜGÂT’İT -TÜRK

Ali Emiri efendi,hafızasında binlerce beyit bulunduğu rivayet edilen,1857 yılında Diyarbakır’da doğmuş,1924 yılında İstanbul’da vefat etmiş bir kültür adamıdır. Memuriyet hayatında Erzurum’da da Defterdarlık maiyetinde görev yapmıştır.
Kendisi İstanbul Fatih’teki Millet Kütüphanesini kurmuştur. 4.000’in üzerinde yazma eser olmak üzere, 16.000’den fazla eseri bu kütüphaneye vakfetmiştir.
Türk irfan ve medeniyet tarihinin  önemli temel eserlerinden olan “Divan-ı Lügât”it-Türk” adlı eseri, bir sahafta tevafûken bulup satın alarak kültür dünyamıza kazandırmıştır.
Tabii burada kısa bir izahat yapmak icap eder; Kaşgârlı Mahmut, eserini 1072 yılında Bağdat’ta yazmaya başlamış,1074 yılında tamamlamıştır. 1914 yılına kadar bu müstesna eserin ismi bilinse de, Türk kültür ve edebiyat dünyası olarak,bu eserden istifade edilememiştir.
Hayat hikayesini çeşitli kaynaklardan okurken,hoşuma giden bir tavrını da paylaşmak isterim. Şöyle ki, kendisi özellikle kıymetli yazma eserlere o kadar değer verirmiş ki; kitaba bakmak isteyenlere, işte buyrun bakın,inceleyin demezmiş.
“Ziyaret buyurun” dermiş…

 

Bugün kızıl Komunist Çin’in zulmettiği,sistematik asimilasyon uyguladığı,toplama kamplarında işkence uyguladığı,çocukları ailelerinden kopardığı ve aile yapısını bozmaya çalıştığı garip Doğu Türkistan’ın evladı Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügât”it-Türk”  adlı eserinin bulunuş hikâyesini, Osmanlı tarihçisi ve yazar Dursun GÜRLEK’in bir kitabında yer verdiği şekliyle Ali Emîrî Efendinin kendisinden dinleyelim:

 

“Âdetim veçhile haftada iki üç kere sahaflar çarşısına uğrar yeni bir şey var mı diye kitapçılara sorarım. Dün de uğradım. Kitapçı Burhan Bey’in dükkanında oturdum. “Bir şey var mı?” dedim. Kitapçı:

 

-Bir kitap var, ama sahibi otuz lira istiyor. Bu kitap bana geleli bir hafta oldu. Ben, bunu yüksek bir fiyatla alır diye Maarif Nazırı Emrullah Efendi’ye götürdüm. O da İlmiye Encümeni’ne havale etti. Encümen tetkik için bir hafta müsaade istedi. Ben de kabul ettim. Bir hafta sonra uğradım. On lira teklif ettiler. Ben de: “Kitap benim değil, başkasınındır. Otuz liradan bir para aşağıya vermiyor”dedim.
Cevaben: “Biz otuz liraya bir kütüphane satın alırız. Al kitabını, istemiyoruz diye kitabı iade ettiler. Kitap sahibi ile tayin ettiğimiz müddet yarın bitecektir. Yarın kitabı vermeye mecburum. Bakınız, eğer işinize gelirse siz alınız, dedi. Kitabı elime alınca bayıldım. Otuz lira değil, otuz bin lira değeri var. Dünyada eşi, menendi görülmemiş, bir Türk kamusu ve grameri. Fakat kitapçıyı şımartmamak, fiyatı arttırmasına fırsat vermemek için nazlı davrandım: “Dağınık bir eser: Acaba tamam mı, değil mi? Hem de müellifi Kaşgarlı bir adam imiş, kimdir, necidir. Belli değil. Sarı Çizmeli Mehmed Ağa…

 

Mamafih ne de olsa bir eserdir. Maarif on lira teklif etmiş ben de on beş lira veririm” dedim. Kitapçı:

 

– Hayır, arz ettiğim gibi benim değildir. Benim olsaydı verirdim. Fakat sahibi mutlaka otuz lira istiyor. Almayacak olursanız sahibine iade ederim, dedi.
Sordum:
– Sahibi kimdir? Cevap verdi:
– Yaşlıca bir hanımdır. Eski Maliye Nazırı Nazif Bey’in mensubatından. Paşa bu kitabı ona verirken: “Bak, sana bir kitap veriyorum. İyi sakla! Sıkıldığın zaman kitapçıya götür. Altın para ile otuz lira eder, aşağıya verme!” demiş. İşte bu otuz lira kadının kulağına küpe olmuş. Yoksa kendisi aceze bir kadındır. Alacak isen bir kadına iyilik etmiş olursun dedi. Bunun üzerine:

 

– Evet, şimdi işin şekli değişti. Bir kadına muavenet (yardım) bir vazifedir. Peki, kabul ettim ve kitabı aldım. Fakat o dakika şöyle düşündüm: Yanımda ancak on beş lira var. Eve gidecek olsam kitap dükkanda kalacak. Mümkün mü başka birisi gelir, kitapçı tamahkârlık ederek ona gösterir, o da alır. Paranın üstünü yarın bırakayım desem olmaz. Başladım içimden Allah’a yalvarmaya. “Allah’ım bana bir dost gönder. Bana yardım etsin. Beni kitaptan ayırma!”

 

Bir dakika sonra baktım ki dostlarımdan eski Darülfünunun edebiyat muallimlerinden Faik Reşad Bey oradan geçiyor. Hemen çağırdım. Gizlice: ‘Varsa aman bana yirmi lira ver, dedim. Çantasını açtı, on lira varmış onu verdi.

 

-Üst tarafını da şimdi acele eve gider, getiririm, dedi. Ben de kitapçının dükkanında kısmen huzur-u kalple oturdum.

 

Birkaç dakika sonra Reşad Bey geldi. Parayı getirdi. Otuz lirayı Burhan Bey’e verdim. Burhan Bey “Pekâla, ya benim bahşişim yok mu?dedi. üç lira da ona verdim, vedalaştım. Dükkandan kalktım, Reşad Bey’le konuşa konuşa çarşıdan çıktık. Fakat arkamıza baktım. “Acaba Burhan bey pişman olup arkamızdan koşmasın” diye korku içindeydim. Neyse baktım ki gelen yok. ‘Oh Elhamdülillah!’ dedim.

 

-Kitabı aldım, eve geldim, yemeği içmeyi unuttum. Birkaç saat mütalaâ ile uğraştım. Arkadaşlar size arz ediyorum: Bu kitap değil Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka revnak kazanacak…
Allah rahmet eylesin.

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Muhittin ÇAPADAĞ
YORUM YAZ

sanalbasin.com üyesidir