Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--
Son Dakika Haberler

AS BAYRAKLARI AS667 defa okundu

, kategorisinde, 06 May 2020 - 17:38 tarihinde yayınlandı
AS BAYRAKLARI AS

Tarihi milattan önce ve milattan sonra diye ayırırız ya modern insan için yeni bir öncesi ve sonrası var artık. Coronadan öncesi ve sonrası…

Evet, bu aralar sıkça duyduğumuz gibi artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı ve olmuyordu da.

Tatille eş tutulan karantinanın ilk günleri, kişinin kendisiyle baş başa kalması ve zamanı anlamlı kılma adına yapılacak faaliyet arayışlarına dönüştü hemen hemen her evde.

Önce filmler izlendi, diziler de zorunlu araya girince istemeden de olsa(!) kitaplar okundu, boş boş duracağıma biraz çalışayım denilip hep ertelenen tamir-tadilat işlerine yoğunlaşıldı.

Bunlar da bir yere kadar oyalayabildi elinden her iş gelen(!) ağabeyleri- ablaları.

Evin eksik yanları düzelirken evde bir şey, içten içe çöküyordu adeta.

Evet, bu çöküş corona insanının fiziki çöküşüydü. Acilen bir şeyler yapılmalı ve bu çöküşe bir çare bulunulmalıydı.

Ne de olsa İsveçli bilim insanları hala bir Türk’ün yapamayacağı bir işi bulabilmiş değillerdi.

Öyle hemen bilinçsizlik de edilmedi yani.

Evin en küçüğü kontrollü bir deney için denek sandalyesine pardon berber koltuğuna oturtuldu. İlk makası, tıraş makinesinin sesi takip etti. Büyük bir güvenle kendisini babasının ellerine bırakan çocuk, aynaya bakacağı ana kadar anın tadını çıkarıyor, uzayan saçlarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyordu.

Tıraş bitince “Sıhhatler olsun!” ifadesi öylesine söylenmiş bir ifade olmayıp “Sağlık olsun be oğlum, kökü sende değil mi yine uzar!” tesellisiydi.

Evin bir köşesinde bunlar yaşanırken babadan aldığı cesareti kendinde bulan evin annesi de kendine bakım yapması gerektiğini düşündüğünde kaş yapayım derken gerçek de az kalsın göz çıkarıyordu. Yaşanan bu acı tecrübelerle berber ve kuaförlerin açılacağı o mübarek gün sabırla beklenmeye başlandı.

Müjdeler olsun ki bakanlar kurulunun aldığı kararla o gün belli oldu. Horasanlı Pala’yı bile kıskandıracak bıyık sahibi ablalar, uzayan saçlarıyla ilkel bir yaşama doğru son sürat koşan ağabeyler, aynaya her baktığında “Tövbe bismillah” deyip kendinden korkan evde kalmak fiilini kader diye kabullenecek genç kızlar, markete giderken bostan korkuluğu zannedilip kargaların tünediği delikanlılar, sakal serum reklamlarında oynaması gereken yiğitler ve son zamanlarda çok değiştin be ifadesine sessiz kalan çakma sarışınlar gün sevinme günüdür.

Önemsenmeyen şeyleri anlatırken “kıldan, tüyden sebep…” diye bir deyimimiz vardı hani, işte öncedendi o.

Çünkü karantina günlerinde kapalı olan berber ve kuaförlerle “kıl”, “tüy” gibi arkadaşlar-evet, onlara artık bir kişilik yüklemek lazım- hayatımızda çok mühim bir yer kaplıyormuş.

Hani sorulur ya “Yalnız bir adaya düştüğünde yanına alacağın üç şey nedir?” diye bu sorunun cevapları arasında bundan böyle “berber-kuaför” de olacaktır.

Ne diyelim Allah, BAŞIMIZI ONLARDAN EKSİK ETMESİN..

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ