Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--

Ayran aşı profesörü!606 defa okundu

, kategorisinde, 29 Nis 2020 - 12:24 tarihinde yayınlandı
Ayran aşı profesörü!

Tarihçi Konukçu’yu anlattığı makalesinde imzasını böyle attı: Ben, daimi öğrencin Esin!

Prof.Dr.Enver Konukçu, Atatürk Üniversitesi’nin sembol isimlerinden biridir. 40 yılı aşkın bir süre Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde görev yapan Konukçu, tarihçi kimliği ile ermeni mezalimini tüm dünyaya belgeleriyle duyuran, iftiraları yüze çarpan bir ilim adamıdır. 1968 yılında Erzurum’da başladığı görevini 2011 yılında emekli olarak tamamlayan Prof.Dr.Konukçu, daha çok Ermenilerin katlettiği Türklere ait toplu mezarların ortaya çıkarılmasıyla ünlenmiştir. Çoğu kez çalışmalarını takip ettiğim ve görev yaptığım gazetelere haber servis ettiğim Konukçu hoca, soykırım iftiralarıyla dünyayı ayağa kaldıran Ermenilerin yalanlarını belgeleriyle ortaya koymuştu. Özellikle Türklere ait yüzlerce iskeletin çıkartılmasını sağlamış, bu toplu mezarları da halkın gözü önünde yapmıştır. Bu kazılarda çıkan Türklere ait iskeletler gören herkesi de dehşete düşürmüştür. Ermeni mezalimi ile ilgili Prof.Dr.Erol Kürkçüoğlu gibi sayısız makale yazan, eser kazandıran Enver Konukçu, Bolulu olmasına rağmen bulunduğu süre içerisinde de Erzurum’da herkesin takdirini kazanmış bir akademisyendi. Açıkçası yeri de henüz doldurulamamış bir isimdir. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Sinever Esin Dayı da Konukçu gibi bir profesördür. Esin hocanın, hocalığını da yapmış olan Enver Konukçu’yu anlattığı bir makalesinde onun biyografisini yazarken, yazının sonunda imzasını ‘Daimi öğrenciniz Esin’ diye atmasını çok önemsedim, vefalı bu hareketinden ötürü kendisini tebrik ediyor, Konukçu hocaya da sağlıklı daha nice yıllar diliyorum..

***

Ağzından bal damladı müdürüm!

Sanırım herkes gibi ben de bu koronavirüs belasından bir an önce kurtulmayı istiyor ve bekliyorum. Ve sanıyorum herkes de benim gibi haber bültenlerine odaklanırken ilgililerin ağzından çıkacağı iyi haberleri duymak istiyor. Zira bayağı bir sıkıldık bu durumdan ve artık ısrarla nomalleşme bekliyoruz. Allah nazarlardan saklasın. Gördüğümüz kadarıyla gerek vaka ve gerekse vefat sayısı bakımından Türkiye’nin en iyi durumda olan Büyükşehirlerinden birisi Erzurum.. Alınan ciddi tedbirler sayesinde şükür Erzurum bu belayı hafif şekilde bertaraf edecek gibi görünüyor. Elbette ki tedbirleri elden bırakmamak, bu konuda bir gevşeklik içine girmemek lazım. Ama bir şekilde de Erzurum’da normalleşmenin bir an önce gerçekleşmesini istiyor ve bekliyoruz. Özellikle Ramazan ayının o manevi havasını doyasıya yaşamak gibi bir hayalimiz var. Dedim ya. Herkes gibi ben de artık bu konuda gelecek iyi haberlere odaklanmış durumdayım. Hele de bu işin başında bulunan İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir’in geçenlerde bir açıklaması oldu, inanılmaz mutlu oldum. Sevgili müdürüm, ‘’Erzurum’da durum ne?’’ şeklindeki bir soruya ‘İyi değiliz. Hem de çok çok iyiyiz’’ demesini beğendim ve gelecek için daha çok ümitlendim. Vallahi müdür beyin böyle bir açılaması bize iftarlık gibi geldi.. Sağol, varol..

***

Sen sen ol hastanede öksürme!

Koronavirüse yakalanmış olmanın birinci emaresi öksürük. 2 aya yakın zamandır müdavimleri olduğumuz tıpçıların ifadelerinden bunu artık biliyoruz. Diğer belirtileri de malum. Sanırım bu geçen süreçte aninden oluşan öksürükler çevremizde ki bakışları da değiştirdi. O açıdan da çoğu kez öksürmekten korkar olduk. Ani bir öksürük sonrası etrafımızdaki insanları tedirgin ediyoruz. Peki, diyelim ki herhangi bir hastalık için hastaneye gitmişsiniz ve orada öksürdünüz. İlk yapılan sizi gözaltına almaktır. Evet, evet. Yanlış duymadınız. Geçen gün bir arkadaşım anlattı. Gripal enfeksiyon için gittiği Bölge Eğitim Hastanesi’nde öksüren bir kişiyi doktorlar anında gözetim altına alıp, kontrole tabi tuttular. Yapılan tetkik sonrası durumu NEGATİF çıkmasına rağmen aynı kişi hastanede bir haftalığına karantina altına alındı. Bir hafta hastanede müşahade altına tutulacak ve sonrasında doktorlar uygun bulursa taburcu onu edecek. O açından diyorum ki siz siz olun bu aralar hastanelere falan gitmeyin. Hele de gittiyseniz hastanede filan öksürmeye kalkmayın, en az bir hafta orada zorunlu misafirsiniz. Bu benim son kararımdır, benden söylemesi.

***

Ayran aşı profesörü!

Koronavirüs sebebiyle evde kalınan süre içerisinde sosyal medyada özellikle erkeklerin mutfak maharetlerine şahitlik edip duruyoruz. Her biri de farklı maharetler ortaya koyarak takipçileri ve sevenleriyle bunu sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Açıkçası Erzurum’un mutfak kültüründe yeralan ve her Erzurumlunun özellikle de iftar sofralarında olmazsa olmazlarından olan ayran aşını ziraatçı profesör Fatih Kızıloğlu’nun bu kadar güzel yaptığını tatmasam bilmeyecektim. Eşi ve kızı salgından dolayı Trabzon’da mahsur kalan ve Üniversitedeki lojmanında tek başına gününü geçiren Kızıloğlu’nun aşotulu, denli ve köfteli ayran aşını tattım, 10 numara beş yıldız olmuş. Yenge duymasın ama her ayrıntısını atlamadan güzel bir sunuma imza atan hocayı sanırım gurmeler de görse ayakta alkışlar. Bin maşallah. Adam sanki ziraatın değil, mutfağın profesörü. Sahadaki çalışmaları kadar mutfaktaki çalışması da farkındalık oluşturan Fatih ustayı (pardon) hocayı tebrik ediyor ve korona günlerini atlatır atlamaz eş, dosta da çorbasını bir daha tattırmasını istediğimizi ve beklediğimizi itinayla duyururum..

***

23 Nisan coşkusu orada bambaşkaydı..

Koronavirüs salgını sebebiyle evlerde geçirdiğimiz 23 Nisan günü tüm yurtta olduğu gibi Erzurum’da da akşam coşkusu vardı. Akşam saatler 21.00’i gösterdiğinde evlerdeki balkonlara çıkan herkes İstiklal Marşı okudu, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kısmi olarak böyle kutladı. Kutlama ile ilgili sayısız görüntü izledik. Ama bir yerde bir görüntü vardı ki inanılmaz güzeldi. Yeşil Yakutiye sitelerindeki coşku, görülmeye değerdi. 600’e yakın dairenin bulunduğu sitede herkes balkona çıktı, İstiklal Marşımızı okudu, kimi de marş eşliğinde havai fişek attı. Hele bir ambülansın site içinde siren çalıp turlaması, görülmeye değerdi. Planlı ve proğramlı bir kutlamaya imza atan Yeşil Yakutiye Sitelerinin sahibi Sebahattin Özbağ’ın nezdinde o kutlamaya katılan herkese bin alkış..

***

Aşk sandığın kadar değil yandığın kadardır!

Cihat İncesu, Erzurum’un yetiştirdiği en iyi kameramanlardan biridir. Doğu TV’de meslek hayatına başlayan ve ilk olarak da orada tanıdığım Cihat İncesu, NTV ve Show TV gibi iki önemli ulusal televizyonkanalında kameraman olarak çalışmış ve eşi Sevda Güneş ile sayısız önemli habere imza atmış, bu alanda haklı bir yer edinmiş bir gazetecidir. Sevda ile iyi bir ikili oluşturmuş, Doğu’da görüntülü haberin tartışmasız tek adresi olmuşlardır. Dağ-taş, kar-kış demeden sadece Erzurum’da değil, tüm bölgede haber kovalamış, bu uğurda gecesini gündüzüne katmış bir basın emekçisidir Cino. NTV ve Show TV’de saygın bir yeri bulunan Cihat, uzun zamandır yazılı basında ter akıtıyor ve PUSULA Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü görevini yürütüyor. Onun artık hayatında bayağı bir süredir ekran değil, gazete sahifeleri vardır. Bütün enerjisini PUSULA için sarfeden Cihat, binde bir de olsa yanıbaşındaki dolabında hazırda tuttuğu ve halen
daha gözü gibi baktığı kamerası ile görüntülü habere gider, ama aklı hep de gazetede kalır. Hergün gazetedeki yoğun mesaisine rağmen gözünün hep kamerasında olduğunu yakından bilen biri olarak görüntülü haber için yanıp tutuştuğunun da hep farkındayımdır. Geçenlerde bir baktım kamerasını kuşanıyor, yine görüntülü haberi depreşmiş. Kaçış yok. O habere gidilecek. O kamera sırtlanacak, o vizöründen bakılıp, kayıt düğmesine basılacak.

***

Koronavirüs tedavisinin gerçekleştiği hastaneye, yoğun bakım ünitesine girmeyi, orada haber çekmeye şartlamış kendini. İçindeki o aşk ateşi yanıyor, belli. Ok yaydan çıkmış bir kere. Henüz hiçbir yoğun bakım ünitesinden görüntü alınmamış olmasını dert etmiş, kendi soyunmuş o işe. Muhabir arkadaşımız
Manolya Bulut’u da yanına alarak gitti Araştırma Hastanesi’ne ve ilk’leri taşıyan özelliklere sahip bir haberle
döndü. Gidişini ve dönüşünü gördüğümde o heyecanına hayran oldum. Baktım, çocuklar gibi seviniyor,
bir an önce haberini okuyacak ve izleyecek olmanın stresini yaşıyordu. Farkındalık oluşturan haberini illa ki
gazetede okumuşsunuzdur. Hem yoğun bakım ünitesinden görüntüler var ve hem de doktorlarla, hastalarla konuşmaları. Zaten NTV’de de haberi yayınlandı ki, BBC’den sonra ilk’ti ve biliyorum ki bu mutluluk ona en az bir yıl yeter. Bu arada kronik rahatsızlığı bulunan eşi Sevda bir süredir evde, gazeteye gelmiyor. İyi ki de gelmiyor. O’nun sağlığı herşeyden önemli. O’nun da o habere Cihat ile gitmemiş olması
eminim ki ona dert oldu ve bu konuda zannım odur ki Cihat’ın ‘Ben de geleyim’’ diyerek epey başının etini yemişliği kesin vardır. Ez cümle, biliyorum ki Cihat da hayattan kaçmak için değil hayatı kaçırmamak için yola çıkanlardandır..

Tebriklerim ona gelsin..

***

TUTTUĞUM BABA SÖZLER

Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk. Sen büyü hele. Bak ne oyunlar oynayacaklar sana

(Cemal Süreya)

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ