Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Ben deyim zirve, siz deyin zırva!312 defa okundu

, kategorisinde, 15 Haz 2021 - 15:11 tarihinde yayınlandı
Ben deyim zirve, siz deyin zırva!

Ben deyim zirve, siz deyin zırva!

Basında zaman zaman yer de alır mevzu. İstanbul’da yaşayıp da denizi göremeyen insanların olduğu haberlerini duydukça hep şaşırdım. Nasıl oluyor diye. İstanbul’da yaşayan biri nasıl olur denizi görememiş olsun. Oluyor işte. Mesela Erzurum’da olup da hele daha Aziziye tabyalarını görmemiş, Erzurum kalesinin içine girmemiş, saat kulesine çıkmamış insanları da bildiğim için şaşırmıyorum artık. Şu veya bu şekilde bu mümkün olmuyormuş. İnsanın hiç fırsatı olmayabiliyor da bunlar gerçekleşemeyebiliyormuş. Zamanla anlıyor insan bunu. Mesela ben hep Erzurum’un en yüksek tepesi olarak kabul edilen Ejder tepesine çıkmış değilim. Öteden beri hep o tepeye çıkıp Erzurum’a seyretmeyi çok istemişimdir ama bunu bir türlü de gerçekleştirememişimdir.

***

3200 metre yükseklikteki Ejder tepesinde TRT’ye ait vericilerin merkezine girmeyi, orada çalışan görevliler ile sohbet etmeyi, hatta ve hatta orada bir gece konaklamayı nasıl istiyorum, bilemezsiniz. Takıntı haline geldi, küçümsemeyin lütfen. Geçtiğimiz yıl TRT İl Müdürü Ayça Yarol Alemdar davet etmesine rağmen henüz daha o tepeye çıkamamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Hafta sonu Doyumsu’nun ortaklarından işinsanı sevgili arkadaşımız Mustafa Kumbasar’ın hem de çocukları ile birlikte o tepede çekilmiş ve facebook’da paylaşılmış fotoğrafını görünce iç çektim. O zirveyi görmediğimi zırvaladığımı sakın düşünmeyin. Bu yaşıma girdim henüz daha şuracıkta gerçekleşecek bir hayalimi gerçekleştiremedim, yanarım da ona yanarım..



O salondan içeri girmeyen Bedenci biliyorum!

Canım çıka komposto!

‘’Bizde bir bedenci var, bir de beden eğitimci’’ diyordu hocanın biri. Kesinlikle katılıyorum. Tıpkı eğitimci ve öğretimci arasında bir tercih yapacak olsam eğitimciden yana tercihimi kullandığım gibi. İkisi de belki aynı cümle içerisinde geçiyor ama biliyorum ki ayrı şeyler. Mesela bir Beden Eğitimci tanıdım. Hem de Türkiye’nin ilk olimpik Curling salonunun yakınlarında ki bir okulda görevli. Hem de okulunda idareci bu arkadaş. ‘’Hiç Curling salonundan içeri girdiniz mi?’’ şeklinde pat diye bir soru sormuş, ‘’Hayır’’cevabını almıştım. İşte bu arkadaş biliyorum ki bedenci. Beden Eğitimci değil! Şaka gibi! Bir Beden Eğitimi hocası düşünün, şu ana kadar hiç o salondan içeri girmemiş. O kadar Erzurum Curling takımı Ankara’da birinci olsun ki? Biz bu durumda daha neyi koymuş, neyi arıyoruz. Canım çıka komposto!



Bu başarıya şapka çıkartılır!

Hürriyet Gazetesi’nin Cumartesi ilavesinde gördüğümde nasıl gururlandım, nasıl gururlandım, anlatamam. Serkan Akköse kardeşimin kısa bir süre önce açtığı ve bu kısa süre içerisinde lezzetiyle herkesin beğenisini kazanan Anadolu Börek, Sahrap Soysal, Ebru Erke, Hazar Amani ve Bengi Kurtcebe gibi tanınmış gurmelerin oylarıyla Türkiye’nin en iyi 10 böreği arasına girmeyi başarmış. Öyle böyle değil. Onca ünlü, tanınmış, Erzurum’da da şubeleri olan börekçileri bile geride bırakmış, ilk 3’e girmiş.  Bir süre önce coğrafi işaret de alan Anadolu Börek, bu başarısıyla sadece sahibinin değil, bütün Erzurumluların da gururlanmasını sağladı. Öyle ya. Nihayetinde ürettikleri börek, Erzurum’un adını taşıyor. Mutlaka böylesine önemli isimlerin tavsiyesi ile bu sektörde ilk 3’e girilmemiş aynı zamanda büyük bir başarıdır da. Kaldı ki böylesine önemli bir paye para versen alınmaz. Gazetede Anadolu Börek’in ilk 3’e girdiği haberinin yayınlanması üzerine de sipariş yağmuru başladı. Bu başarıya ben şapka çıkartırım. Artık sadece Erzurum değil, tüm Türkiye ister oldu. Maşallah, onca çalışanına rağmen Anadolu Börek’çiler börek yetiştiremez duruma geldiler. Bu başarısından ötürü başta Serkan olmak üzere, yönetici ve personeli tebrik ediyorum.

– KUTLAMA ZİYARETİ –

Ünlü gurmelerce Kat Kat Lezzet başlığı ile hazırlanan değerlendirme raporunda Türkiye’de ilk 3’e girme başarısını gösteren Anadolu Börek’i kutlayanlardan biri de Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenli Ban oldu. Börek açan çalışanları yakından takip eden ve nasıl yufka açıldığını dakikalarca izleyen bayan milletvekilimiz, kendisinin de tattığı böreğe hayran olduğunu, elde ettiği bu başarının tesadüf olmadığını söyledi, yöneticileri kutladı..



Şipşak dönüşüm olmuş!

İşin içinde kentsel dönüşüm olunca elbette ki yıkım da, yapım da zaman alıyor. Kimi eski evlerin yıkımı yılları alıyor, yerine yeni hali bayağı bir zaman gerektiriyor olsa da bazen şipşak işler de olmuyor değil. Örneğin Atatürk Evi’nin hemen yanında bulunan Mumcu camii gibi. Eskisinin yıkımı ile birlikte yenisinin yapımı göz kapayıncaya kadar gerçekleşmiş ki, hayret etmemek elde değil. Eski cami yeri kentsel dönüşümde yola giriyor diye Büyükşehir Belediyesi tarafından yıldırım yıkım gerçekleşti ve yenisi de yapılıp ibadete sunuldu. Demek ki uzun zamandır o bölgeden geçmiyorum. Tamamı özel taşlardan oluşan yeni camii gördüğümde şaşırmadım değil. Buna şipşak dönüşüm demem de o yüzden zaten. Kaldı ki sadece buraya modern bir cani inşaa edilmemiş, o bölge de ayrı bir güzelliğe kavuşmuş. Eskisinden hem daha büyük hem de mimari olmuş. Alkışlarımız kimi hizmetlerinden ötürü eleştirdiğimiz Büyükşehir’e gelsin..



Erzurum Türküsü  olduğunu yeni öğrendim..

Hophop’un olim Turan!

Türküler halkın duygularını yansıtan anonim ezgilerdir. Türkülerde insanımızın başına gelen her tür olayı, insanın hissedebileceği her tür duyguyu bulabilirsiniz. Halkın neşesini, üzüntüsünü, inançlarını ve yaşantısını bu eserlerde bulabilirsiniz. Türküler aynı zamanda nesiller arası iletişim araçlarıdır. Türküler sayesinde nesiller arasında kültürel, tarihi bağlar kurulur. Bu bağlar sayesinde kültür aktarımı ve devamı sağlanmış olur. Türküler ile atalarımızla iletişim kurmuş, onlar gibi hissetmiş, onlar gibi gülmüş, onlar gibi ağlamış oluruz. Görünen o ki yaşamın her anında türkü var ve bir şekilde de devamlılık esas. Bir şekilde halk kültürünün de yaşanmasını sağlayan bu türküler sayesinde geçmiş ile gelecek arasında da bağ kuruluyor ve çok da iyi oluyor. Mutlaka yaşanmışlıklar ile bir ilgisi var. Her türkünün bir hikayesinin olması da ayrı bir güzellik sunuyor bize.

Durup dururken bütün bunları niye anlatıyorum şimdi. Haklı olarak soracaksınız. Özellikle TRT Türkü’nün müdavimi olan, türküsever olarak bir itirafta bulunmak istiyorum. Cuma günü mahallede bir dostumuzun oğlunun düğününde bir şeyi farkettim. Gelin çıkartma anında da türkülerimiz var ve hem de çok. Mesela Hop Hop’un olim Turan olarak da bilinen ve genelde gelin çıkartma anlarında çalınıp söylenen o parçanın da Erzurum Türküsü olduğunu yeni öğrendim.  Turan’a bi şey demeyin olarak repertuarda yeralan bu oyun havasının kaynakçısı, derleyicisi kim bilmiyorum ama diğerleri gibi güzel bir eser ortaya çıkmış, emeği geçenlere sevgi, saygı, rahmetler diliyorum. Bu benim son kararımdır!



TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Sanma ki dert sadece sende var. Sendeki derdi nimet sayanlar da var!  (Hz.Mevlana)

DUVARIN DİLİ :  Küçükken düşünce acıyordu, şimdi düşününce..

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ