Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Bir Sistem ve AMERİKA….999 defa okundu

, kategorisinde, 09 Kas 2020 - 10:18 tarihinde yayınlandı
Bir Sistem ve AMERİKA….
Günlerdir, Amerika’ya paye ve payende olmuş fikri ve zihni ucubeler aracılığı ile Amerika’nın seçimleri minvalinde konumlanmaya ve konumlandırılmaya çalışılıyoruz.
Biden ve Tramp arasında bir tercihe sürüklenen sülükler, bu zatların ötesinde belki Abdul Hamit Hanı bile başına getirsen, sembolik bir güç vehminden öteye geçemeyeceği sistem gerçeğini arka plana bırakıp, büyük meseleleri kişiselleştirerek kısırlaştırıyorlar.
Aşağılık kişilik ve karakterlerinin, kendilerinde komplekse dönüştüğü bir ruh hali ile ve içinde yaşadığı milletin kendi istihsal gücünden ve potansiyelinden uzak değerlendirmeler yaparak aşağılık duygularına milleti ve devleti ortak koşmaya çalışıyorlar.
Gelin, dünyayı ve tüm insanlığı figüre ve kontrol ederek dizayn etmeyi hala yürüten, birileri için tanrı, birileri için kıble, birileri için menfaat ve koltuk sağlayıcı tek otorite, birileri için karınlarını doyurabilecekleri sıcak bir kucak olan bu sistem gerçeğini tahlil ve analiz edelim.
Yaklaşık beş yüz yıl kadar önce, kıtalar siyasal-kültürel ve ekonomik olarak karşılıklı etkileşime başladıklarından bu yana, bizim de en stratejik noktasında bulunduğumuz, Avrasya Bileşimi ve son yüzyılda Ortadoğu kavşağı Dünya iktidarı ve hakimiyetinin ana merkezleri olmuştur.
Dünya siyasi tarihi içerisinde Avrasya stratejisini hareket merkezi olarak seçen bir çok millet dünya hakimiyetinin belirleyicileri olarak tarihe geçmişlerdir. ( Roma-İngiliz- Germen- Osmanlı İmparatorlukları bunun yegâne örneklerindendir.)
Yirminci yüz yılın son yıllarında Tarihte ilk kez Avrasyalı olmayan bir güç, Avrasya güç ilişkileri ve stratejisinde sadece belirleyici olmakla kalmamış, küresel başhakemliğinin yanı sıra, dünyanın en üstün gücü olarak ortaya çıkmıştır.
Bu güç birkaç yüz yıllık tarihi geçmişe sahip olan ve bu günkü mevcudiyetini Avrupa ve Asya Bileşimi, Avrasya ya borçlu olan Amerika Birleşik Devletleridir.
Şöyle ki; Amerikan’ın keşfi sırasında Avrasya’nın batı yakasını teşkil eden Avrupa yakasında, Rönesans hareketleri ve Coğrafik keşiflerin karanlık çağı geride bırakması ile Avrupa yeniden bir güç merkezi haline gelmiş;
Asırlar önce Türk Milletine kaptırdığı dünya hâkimiyeti idealine yeniden ulaşmak adına, yeni keşfedilen Amerika kıtasının yer altı ve yer üstü kaynaklarını işlemek ve ithal etmek üzere, kendi cezaevlerindeki hırsız-yolsuz-ahlaksız ve katillerden müteşekkil suçlu potansiyelini, esrarengiz Amerika’nın keşfinde, yem ve öncü kuvvet olarak kullanarak, bir taraf dan Amerika’nın yerli halkını kızıl derililerini katlettirmiş…
Diğer taraftan da ileride kendi hakimiyetine hükmedecek kendi hırsız ve ahlaksızlarından türeyen suçlu ve aşağılık psikolojisinden hareketle, neyi güdü belli olmayan saldırgan bir toplumu üretmiş,
Kan, gözyaşı ve ihanet üzerine kurulmuş bir devletİ konuşlandıran ve her hangi bir köklü medeniyet, tarih ve kültür temelinden uzak yapılandırılmış bir Sistem ve AMERİKA….
Ve bugün bu saldırganlık dürtüsünden hareketle dünya’ ya yön ve ivme kazandırma ya, çalışan soyu bozuk devşirme topluluk(ırk diyemiyoruz, çünkü saflık ve arılık özelliği yoktur.)
Avrasya’yı ve Ortadoğu’yu küresel üstünlük mücadelesinin sürdürüldüğü bir satranç tahtası olarak görmekte, küresel rakiplerine ve kıta devletlerine hamle şansı bırakmak istememektedir.
Avrasya’yı ve Ortadoğu’yu dünyanın merkezi olarak gören ve Bu Üçgeni kontrol edenin dünyayı da kontrol edeceğine inanan Amerika, bu bölgelere hakim olabilecek ve kendisine meydan okuyabilecek bir rakibin çıkmaması için Avrasya ve Ortadoğu stratejisini ona göre belirlemekte ve her türlü alternatifi, zehri ve panzehir ile birlikte dünya insanlığının hizmetine suna bilmektedir.
Küresel ve bölgesel rakiplerini, kendi iç dünyalarında karmaşaya sürükleye bilmekte, böl-parçala-yönet ve yok et stratejisi ile, bölge ve ülke halkı menfaatlerini, Amerikan menfaatlerine dönüştüre bilmekte, kendisinden milyonlarca kilometre uzaklıkta ki milletlerin kaderini tayin ederek, ABD’ye mahkum ve mecbur bırakabilmektedir.
Evet bu soyu bozuk topluluk, diğer dünya devletlerinin ekonomik-siyasi-kültürel ve inanç eksenlerini belirleyecek, yönetim ve sistem mekanizmalarını, alternatifleriyle beraber üretebilmekte ve kontrol edebilmektedir.
Bu kontrol mekanizmasını da, kendisinin terbiye ettiği yerli taşeron sosyal, beşeri askeri, siyaset-bürokrat-sermaye-medya ve sözde aydın takımıyla işletebilmekte, bir nevi kaleyi içerden fethedebilmektedir.
Bölge ve ülke insanını, kendi temsilcisi eliyle çaresizliğe ve kimsesizliğe sürükleyerek, denize düşen yılana sarılır misali, Amerika’ya mahkum ve muhtaç bırakabilmektedir.
Bir sistem düşünün zehri de panzehiri de kendisi ürete bilsin, bir sistem düşünün ki kendisini güçlü kılacak ve zafiyete uğratacak bütün mekanizmaları kontrol edebilsin.
Bunu da şeytanı ilham kaynağı olarak alan Hıristiyanlığın yeni bir mezhebi akımını EVANGELİZMİ…! inanç temeline koyup; özetle“ Kendilerini Tanrıya en yakın topluluk olarak addedip kendilerinden olmayanları, şeytanın çocukları olarak görüp,
Ya Tanrıya yakın olmaları için kendilerine hizmet edecekler, Yada şeytanın oyuncağı olup Tanrıdan uzaklaşacaklar sonucunda her türlü zulme ve ölme katlanacaklar.” Cinsinden Yahudilik ve Hıristiyanlık karışımı sapık bir inanç ve düşüncenin tezahürü bir devlet ve sistem.
Öyle bir sistem ki, bünyesinde hangi milletten ve inançtan olursan ol, Onların belirlediği ölçülerin ve mensubiyetinin dışında aidiyet hissedemezsin, onların yüksek ve nihai menfaat ve çıkarları karşısında her sistem, ideoloji, inanç ve insanlar, o ideal ve menfaate hizmet etmesi gereken şeytanın çocukları, bir zerreden ibarettir.
Onlar kendi sosyal ve içtimai hayatlarında belki zenci olabilirsin ama zenci’ci olamazsın, Müslüman olabilirsin ama İslamcı olamazsın, Fransız olabilirsin ama Fransız’cı olamazsın kısacası benim bünyemde insan olabilirsin, benim istediğim standartlarda insanca yaşaya bilirsin ama benim menfaatlerime ters düştüğün noktada insancılda, insanda kalamazsın… Belki de şeytana bile ilham kaynağı olmakta pes dedirten, vesselam AMERİKA….
Aslında müstemleke bir zihniyetin figüratif rolünden kurtarmaya ve bu küresel kabadayıdan bağımsız hereket etmeye çalışan Türkiye ile Amerika arasında yaşanan gerginliklerin yegane sebepleri de bunlardır.
Küresel kabadayı Amerika’nın süper güçlük iddiasını bir yüz yıl daha ileriye taşımasını sağlayacak kendi lehinde ve aleyhinde tezahür edebilecek hadiseler ve gelişmeler karşısında ki geliştirdiği tipik saldırganlığından başka bir şey değildir.
Yaklaşık 50 yıl önce yazıp çizdikleri ve bu gün sahne dedikleri projenin önünde ki tek engel olan Anadolu jeopolitiğini ve bu coğrafyaya hakim Müslüman Türk Milletini kontrol etme ,kendi inisiyatifine yeniden kazandırıp, etkisizleştirme, güçsüzleştirme ve Yeni bir Osmanlı’nın tekerrürünün önüne geçme saldırganlığından başka bir şey değildir.
1970’li,yıllar da Amerika’nın Avrasya stratejisi için, hazırladığı “Afganistan, Basra ve Ortadoğu Projesini” Avrupa-Asya ve Ortadoğu’da ki anlaşmazlıkları, başka herhangi bir süper gücün, Amerikan çıkarlarını tehdit edecek biçimde ortaya çıkmasını engellemek üzere, bir taraftan stratejik üçgene müdahalesine anlamlı bir sebep oluşturmak için kendi insanına da kıyabilecek hastalıklı bir ruh ile ; 11 Eylül senaryosunu teoriden pratiğe geçirebilmekte,
Düğer taraftan bu soyu suçlu topluluk, hakim olmak istediği bu üçgende çağın yükselen iki değeri ;kendi hakimiyetine son noktayı koyabilecek, çeşitli dini ve milli akımları, radikallikten uzaklaştırma adına, kendi yönlendirdiği çeşitli bazı tarikat-cemaat-parti, vakıf-dernek vs. yan kuruluşları eliyle “ılımlı din ve ılımlı milliyetçilik projesiyle, küresel ve bölgesel etkinliklerini kırabilmekte,
Özellikle Avrasya’nın kaderini tayin edebilecek, çağın yükselen iki değeri, İslam ve Türk Milliyetçiliğini “Ilımlı Müslüman ve Ilımlı Türk Milliyetçiliği” değişim ve dönekliğini , Kısacası “YEŞİL KUŞAK PROJESİNİ” Müslüman ve Türk taşeronlarına uygulatabilmektedir…
Ta yetmişli yıllarda Amerika’yı bir yüzyıl daha güçlü ve muktedir kılmak üzere Kapitalizm ve emperyalizmin panzehiri komünizmi önce doğurup sonra etkisizleştirmek üzere kontrol edip, karşı süper gücü SSCB ‘ yi sıcak denizlere inme idealini boşa çıkaracak, ve 90 lı yıllarda bölünmesine sebep hazırlayacak bir proje…
ve SSCB’nin bu idealine varacağı hedef ülke TÜRKİYE ve 80 İhtilali kardeş katli kan ve gözyaşı… ve sonuç “Bizim Çocuklar Başardı” ve Anadolu jeopolitiği üzerinde hala belini doğrultamamış TÜRKİYE.!
Afganistan, SSCB Savaşında, Sovyet Rusya’ya karşı Taliban’ı ve Ladini doğuran ve savaşı kazanmalarını sağlayan; nihai projesinin üçlü sac ayağının önemli noktası Afganistan’a elini kolunu sallayarak inebilmesini yine bu taşeronlar eliyle ve 11 eylül bahanesiyle sağlayarak dolayısı ile bu bölgedeki Müslümanların samimiyet ve sadakatlerini iki figüranı aracılığı ile kendi menfaatlerine dönüştürebilme “ŞEYTANLIĞI..
Bir dönem kan ve gözyaşına sebep olduğu için kanlı bıçaklı olduğu Ülkelere ve coğrafyalara ( ne hikmet ise bu coğrafyalar TÜRK- İSLAM bölgelerdir.)Bir Amerikalının ve İsraillinin kolay kolay gidemeyeceği, at koşturamayacağı ruhlarını, itibarlarını satın aldığı, adı İslami soyadı Türk olan, taşeronlar aracılığı ile;
Bir taraftan bölgede kendi istediği tipte ve ılımlılıkta Müslüman ve Türk yetiştirtilirken…!,
Diğer taraftan bölgenin zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yine benzer yerli taşeronları aracılığı ile kendi menfaatine dönüştüre bilen, Bir Ladini, Talibanı, Saddamı, Mübareği, Arafatı, Esadı,Bin Abdullah’ı, Kral Hüseyni ve bazı bölgesel değerleri ve hassasiyetleri temsil eden kanaat, inanç, siyaset önderleri aracılığı ile bölgenin kaderine kendi çıkarları etrafında sirayet eden “FİRAVUNLUĞU..!”
Ortadoğu’da firavun-i devlet başkanlarını yıllarca koruyup kollayıp kendi halkına baskı ve zulümle hükmettirip, katlettiren, işine gelmedikleri zamanda insan hakları ve demokrasi yaygarası ile önce ikinci önemli nokta Basra’ya( Irak’a ) çöreklenip , kendi türedisi Saddam ‘ı Iraklıların kaderiyle buluşturan, akabinde Ortadoğu sac ayağını, manidar ayaklanmalarla ORTADOĞU PROJESİ ile taçlandırmaya çalışan “KARUNLUĞUN!” adıdır AMERİKA.!
Sizce bu suyu bozuk suçlu topluluğu, küresel hakimiyete, ulaştıran unsur, hırsızlardan-katillerden ve ahlaksızlardan müteşekkil etnik gen yapısı mıdır?,
Yoksa, dünyanın en zeki ve çalışkan Avrasya ve Ortadoğu İnsanlarını “Bul-Yetiştir ve Kullan” stratejisinin sağladığı bir kolaylık mıdır?
Yoksa kendi zeki ülke insanının yetişmesinin önüne sudan bahanelerle engel kanunlar çıkarıp, kendi insanını, kalifiye yetişmiş beynini, “al bunlarla bana hükmet” dercesine Amerika’ya ihraç eden akıl fukarası veya ahmak tabakasının ihanete varan Basiretsizliklerimidir.!
Belli bir İslami öğretinin güya tedrisatından geçmiş, İslamı sadece kendi ictihadları ile yorumlayarak ,yuvarlayarak kendilerine ve menfaatlerinin gerektirdiklerine göre ictihad-i bir din oluşturma garabeti içerisinde olanların,
Günümüze kadar inansın inanmasın hakkı yaşasın yaşamasın, gücü temsil eden ve elinde bulunduran iktidarların , inançların, zihniyetlerin ve devletlerin koruyuculuğunda ve kollayıcılığında güçlenmeye çalışanların,
“Hakkı Tutup Kaldıracağı yerde Güçlüye ram ve oyuncak, maskara olan, gücün ve güçlünün kucağında yeşerip, Hakkın değil Güçlünün yanında olan ,Güçlünün hakim olmak ve sömürmek istediği coğrafyalarda kendilerine biçilen role, figüranlığına soyunanların ve bu minvalde konuşlandırılan, ve bu projelerin istediği insan ve Müslüman tipinde gaza ve cihad şuurundan uzak olarak bizleri yetiştirenlerin
Anadolu’da yeniden Türk fırtınasını koparıp, bir Selçuklunun, Osmanlının tekerrürünü Avrupa ve Amerikaya yeniden yaşatacak, “LAİLAHEİLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH” Tevhit sancağını Mazlum milletler üzerinde yeniden dalgalandıracak
Mazlum milletlerin yine yeniden ümidi olabilecek Müslüman Türk Milletinin asli davasından, asli mecrasından uzaklaştıran, genetik yapısıyla oynayan, inanç ve değerlerinden uzaklaştırıp, hırsızlık ve ahlaksızlık gibi yüz karası hasletlerle yüz göz edip etkisizleştiren ve dolayısı ile Avrasya ve Ortadoğu’da Kopabilecek bir “TÜRK-İSLAM FIRTINASININ” önüne geçen aşağılık kompleksinin hakim olduğu Amerikan uşaklarının ihaneti, vebal ve günahının adıdır AMERİKA.!
Lanet olsun! Bu soysuz topluluğun ve onların uydularının bu mide bulandırıcı meziyetlerinden ve taşeronluklarından fazla bahsederek, bu zulmün ve ihanetin reklamına sebep olmaktan, Yüce Allah’a sığınarak,
Bu saldırı ve zulmün karşısında yeisse ve ümitsizliğe kapılmanın, “İmansızlığa” delalet olduğunu, zulmün nihayetinde devletleştiği ve kanunlaştığı noktada ancak “kırılacağını”, Cenabı ALLAH’ ın nurunu tamamlayacağını, önemli olan bu nura sözde değil özde yapı taşı olarak;
Gecenin en zifiri karanlığının da, şafağın habercisi “olduğunu”, bu hususta da “Özgürlüğün ve Mücadelenin sınırını da, Yürekliliğin belirleyeceğini” ifade ediyor, bu gün bize düşenin ise, Yarın bu “zulmü kıracak”! “Şafağın habercisi olabilecek!” “Özgürlüğün sınırını belirleyebilecek!”…”Gaza ve Cihad şuuruyla donanmış, İman ile yoğrulmuş yürekler yetiştirerek, şimdilik Millet olarak birlik ve beraberlik halinde, inanç ve ideallerimiz etrafında Amerika’ya ve Amerikan uşaklarına karşı bir direnç oluşturmaktan başka da bir çaremiz yoktur.
Asırlardır devam eden ihmaller ve ihanetler zincirinin akabinde , bu gün ülkemizin İstiklal ve İstikbalde tam bağımsız lider ülke Türkiye olma mücadelesini temellendirecek kendi sistemimizi kurabilmemizle mümkündür.
Bu sebeple yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin, aksayan ve probleme sebep olan boyutlarını elimine ederek, toplumsal refahı ,huzuru, adaleti , güveni, birlik ve beraberliği sağlayabilecek milli bir sistem bütününü, aklın, ilmin, adalet ve demokrasinin ışığında liyakat ve ehliyet beşeri temelleri üzerinde, bütün resmi ve özel kuruluşları ile yapılandırmak ise öncelikli çaremizdir.
Unutmayınız ki bu tür zulüm ve zalimlere karşı tek çare ALLAH’tır.! Allah”ıın yardım ve merhanetine sığınmaktır.
Unutmayınız ki; Biz müslümanlar için şerefli ölümden öte köy Cennettir.! Amerikan uşakları ve zalimler için ise ölümden öte tek köy Cehennemdir.! Vesselam.!
Ölümlerden Korkma meyus olmaktan UTAN
Bir kere düşün nedir seni dünyada TUTAN
Mefkuresinden başka bir varlığı UNUTAN
Kahramanlar gibi sende EBEDİ KALMALISIN
H.NİHAL ATSIZ
selam-saygı-dua.
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ahmet Gökhan YAZICI
YORUM YAZ