Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Biz ofansif severiz!511 defa okundu

kategorisinde, 12 Eyl 2019 - 13:43 tarihinde yayınlandı
Biz ofansif severiz!

Sivas ile Sivas’ta oynanan hazırlık maçı ile ilgili dünkü yazımın başlığını ‘hayırlı maç’ diye atmam sebepsiz değildi elbette. Ligde 4 puan çıkartmasına rağmen son 3 maçında da oynadığı futbol ile benim gibi çoğu taraftarı da düşünceye sevkettiren Erzurumspor için kuşkusuz hayırlı oldu bu skor. 3-1 gibi bir flaş neticeyle Sivas’ı hem de kendi evinde yenen Erzurum, özellikle ikinci yarıda sonradan oyuna giren oyuncuların da önemli katkılarıyla pozitif bir görüntü verdi, kendi adıma söyleyeyim, bayağı bir umutlandım. Cezayirli sol kanat ve forvet oyuncu Hamroun başta olmak üzere Hasan Hatipoğlu, Cem Barlık, Tunay Deniz ile Muhammadou Ba, fark yaratan oyuncular oldu. Daha önce de dedim. Hamroun iyi kumaş. İyi dikiş olursa güzel elbise çıkar ondan. Belli. Kaleci Kayacan başta olmak üzere özellikle Mücahit de zaten beğendiğim oyunculardandır. Murat’ı da ıskaladığım sanılmasın. Uzun süre Erzurum’da forma giyer bu çocuk da. Cenk Ahmet Kılıç desen, o da önemli bir bir figür. Adını ilerleyen haftalarda sıklıkla duyacağımızı sanıyorum. Öyle zannediyorum şu sıralar ‘kısım’ gösteriyor.

***

En dikkatimi çeken de oyuncuların konsantrasyonu ve ‘pısıran’ değil tam tersine ‘ısıran’ oyuncular olduğu görüntüsüydü. Genelinin genç olması ayrıca bir artı. Vallahi ne yalan söyleyeyim, tıpkı Bolu maçının ikinci yarısında olduğu gibi Sivas ile oynanan maçta da Erzurum takımı rakibinden iki fazla göründü. Bu takım bizi özellikle Mehmet Altıparmak’dan sonra ofansif takım görüntüsüne alıştırmıştı. Bunu son zamanlarda göremiyorduk. Sivas maçında yeniden ‘ölünün dirildiğine’ şahit olduk. Çünkü bu takıma hücum oynamak yakışıyor bir kere. Bu mahallede dikine oynanması halinde bir şekilde puan garanti oluyor.  Bir puana oynayan, golü attıktan sonra kendi alanına çekilen takımlara genelde hayat hakkı tanınmıyor.  Tabi savunmayı da dikkatli kurmak şartıyla. Hele aralarında Raşat Muhammed, Obertan, Sehiç, Emrah da o kadronun içinde olursa gel keyfim gel olur o zaman. Memnunuz elbette ki bu durumdan. Dilerim o maç bir tesadüf değildir. Devamını ister ve de bekleriz. Emin olun ben skora bakıp bu değerlendirmeyi yapmıyorum.

Okullar açıldığında aklıma gelenler..

Sizler de de illa ki vardır mutlaka. Okullar açıldığında aklınıza çok şey geliyordur elbette. Benim aklıma önce doğduğum yer Pasinler geliyor. Kar geliyor, kış geliyor. Siyah önlük, beyaz yakalık geliyor. Rahmetli anneciğimin boynuma taktığı ipe sarılı silgim geliyor. Kalem açacağım geliyor. Çizgili defter geliyor. Cemil öğretmenim geliyor. Ali geliyor. Sevgi geliyor.  Abo geliyor. Kuru ayaz geliyor. Biz ona hep aloş deriz, alıç geliyor. Muşmula geliyor. Okulların eğitim ve öğretime başladığı ilk gün olan dün sabah erken kalktığımda dışarı çıktım. Bunlar geldi aklıma. Hazır aklımdayken unutmadan söyleyeyim. Bu eğitim ve öğretim yılının tüm ülkeye hayırlar getirmesini, çocuklarımıza bir yıl boyu zihin açıklığı diliyorum.

Bir dokunuş bin vuruştur!

‘’Paris’i Paris yapan gece ışıklarıdır ‘’der yazı adamının biri. Bazen küçük dokunuşlardır göze hoş gelen. Sadece göze mi, gönüllere de.. Genelde şehirde yaşayan olarak bizleri mutlu eden, şehrin şehir olduğunu hatırlatır o dokunuşlar. İşte Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen yapmıştır zaman zaman. Küçük dokunuşları ile çoğu gönülleri fethetmiştir. Şehirde buna benzer örnekleri mevcuttur. Aynı dokunuşları çiçeği burnundaki ilçe belediye başkanlarından da bekliyoruz tabii ki de. Mesela Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar’dan! Mesela ne yapabilir? Ne bileyim, mesela Gürcükapı’da uzun bir zamandır kapatılan yeraltı çarşısının üstündeki bu mezbeleliği 2 saatlik bir çalışma ile ortadan kaldırabilir, buradan iki taraflı araç trafiğinde kullanılabilir bir yol üretebilir! Böylelikle Gürcükapı biraz daha modern bir görünüme kavuşabilir‘’burası şehir’’ havası verilebilir! İki, bilemedin üç saatlik de bir iş. Sadece küçük bir traş ile bu olası gibime geliyor. Sizce bu öneriyi ortaya atarak traşı ben mi yapıyorum?

Gitmedim, görmedim, tatmadım, tanımadım..

 Bugün olmuş Paleryum AVM’nin otoparkına hiç girmedim/Atatürk Üniversitesi’nin Botanik Parkı’nı girip dolaşmışlığım olmadı/ Çok istememe rağmen Ejder tepesine hiç çıkmışlığım yok/Atatürk Üniversitesi’nin spor laboratuarına henüz görmüş değilim/Sülfettin ustanın çorbasını hiç içmedim/Nenehatun termal otelin havuzuna girip hiç yıkanmadım/MNG’nin sinema salonlarına girmişliğim, film izlemişliğim yok/İstinaf Mahkemesi’nin Erzurumlu Başsavcısı Ünal Bingül ile henüz daha tanışmadım/Tatlıcı Ökkeş usta kim, bilmiyorum, parmağını gözüme batırsa tanımam/Akgün İnşaat’ın sahibi Sururi Akgün ile hiç karşılaşmam olmadı/Nerede olduğunu bilirim ama İki göbek hamamında hiç yıkanmadım/Pazaryolu ilçesine hiç gitmedim/Şehristan’ın içine daha hiç girmedim/Otel Zade’ye hiç girmişliğim olmadı/Tavla bilmem, hiç oynamadım/Erzurum Milletvekilliği yapmış olan Zekai Yaylalı’yı, Yahya Akdağ’ı Nevzat Köseoğlu’nu hayatımda hiç görmedim/Çok istememe rağmen fırsat bulup Oral’ın SucuxBurger’inden henüz hiç tatmadım.

Daha verem olmuyoruz!

Basın hayatına başladığım dönemlerde Erzurum’un en önemli sivil toplum örgütlerinden biriydi Verem Savaş Derneği. Çalıştığım Milletin Sesi Gazetesi’nin sahibi rahmetli Kemal amca (Alyanak) aynı zamanda o derneğin başkanı da olduğu için üyesiydik de.  Göğüs Hastanesi’ndeki Genel genel kurullara gidip oy kullanır, Verem Haftası zamanlarında da Havuzbaşı’na gider Atatürk Anıtına çelenk koyardık. Dolayısıyla verem ve veremle savaş konularında da o dönemler sadece Milletin Sesi’nde değil, çalıştığım diğer gazetelerde de çok haber yapmışımdır. Kemal amca yıllar önce rahmetli oldu, bizim de zaten dernek ile ilişkimizi keseli neredeyse yıllar oldu. Geçen gün Erzurum’un tanınmış simalarından, özellikle kayağa yaptığı hizmetler ile şehirde iz bırakan adamlardan olan emekli bürokrat ve işinsanı Şenol Mızrak’a rastladım. Doğrusu bilmiyorum. Yaklaşık 20 yıldır Verem Savaş Derneği’nin başkanlığını yapıyormuş. Zaten Kemal amcadan sonra da derneği o devralmış. Verem ile ilgili ‘son durum ne?’ diye sordum, eskisi gibi verem hastasının olmadığını söyledi. Hatta oran verdi, ‘binde 1’lere düştü’ dedi. Bir zamanların popüler, ürküten, yaygın hastalığının artık olmaması sevindirici elbette. Sanırım bunda o günlerden bugüne ekonomik gelişmelerin de etkisi var. Bu arada verem ile ilgili bir ek bilgi vereyim, genelde fakir hastalığı olarak bilinir. Genelde fakirler verem olur diye bir kanaat var. Bu yanlış. Zira nefes yoluyla bu hastalık insanlara geçiyor, yani yeri geldi de mi fakir gibi zengin de verem olabiliyor. Bilin istedim.

O kafayı ayakta alkışlıyorum!

Sivas kongresi etkinliklerinin Erzurum kongresi etkinliklerini gölgede bırakacağına dair öngörümüzün tuttuğunu üzülerek görmekteyiz. Hoş bundan zevk aldığımız yok ama üzülmedik de değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı o iki kongrenin yapıldığı illerdeki etkinliklerin yansımaları Erzurum’un bu konuda da bir yerlerde yanlış yaptığını ortaya koydu. Gerçekten de biz 100’ncü yıldönümünde Erzurum’un önemini anlatamadık. O’nun gereğini yapacak işlere imza atamadık. Yetersiz kaldık. Bunu zaten Cumhurbaşkanının ve ana muhalefet partisinin liderinin Sivas’ta ki etkinliklere katılmasıyla gördük zaten. Özellikle siyasilerimizin bu fotoğrafa iyi bakıp, ona göre analiz yapmalarını isteriz. Bir defa dedim, bir daha diyorum. Biz bu 100’ncü yıl kutlama işine konsantre olamadık. Her ne kadar Valimiz Okay Memiş büyük gayret göstermiş olsa dahi bence Sivas Erzurum’un önüne geçti. Geçeceği belliydi. Cek’lere, cak’lara benzettik. Kafaya soktuk mu? Cağ’la, cuğ’la olacak işler değildi bu işler. Belki zaman da onlardan yanaydı. Önceki gün Sivas ile Erzurum takımlarının 100’ncü yıl anısına Sivas’ta hazırlık maçı yapılması bile herşeyi anlatıyor. Böyle bir hazırlık maçını akıl eden kafayı tebrik ettiğimi belirtiyorum. Ayakta alkışlıyorum.  Çok iyi bir iş çıkarttılar. Son derece anlamlı etkinliklerden biri oldu bu hazırlık maçı. Aynı tür organizasyonları Erzurum olarak bizler de önceden yapmalıydık, yapabilirdik. Sanıyorum bu konuda çok fırın ekmek yememiz gerekiyor. Bu benim son kararımdır!

 TRT bundan sonra kız evi oluyor!

TRT Erzurum Radyosu’nda evlilik kervanına genç spikerlerden Ömer Ergedik de katıldı. Ömer Ergedik, Gizem Budan ile evliliğe ilk adımlarını attı, kurumda çalışan diğer spiker arkadaşı Yıldıray Yıldız gibi bekarlığa veda etti. Böylelikle  TRT Erzurum Radyosu bundan sonra kız evi olacak! Zira TRT’nin diğer Erzurumlu spikerleri Elif Yıldırım ile Hande Zeynep Şengül henüz bekar!

TUTTUĞUM BABA LAFLAR: Her şey üstüne üstüne geliyorsa, belki de sen ters gidiyorsundur! (Fransız atasözü)

DUVARIN DİLİ:  Türkiye güzel ülke de çevresi kötü!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Vedat Refayeli
YORUM YAZ

malatya bayan escort bursa bayan escort antalya bayan escort konya bayan escort sanalbasin.com üyesidir