Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Efsane tarihçinin kozmik odası!380 defa okundu

, kategorisinde, 31 Ağu 2021 - 12:57 tarihinde yayınlandı
Efsane tarihçinin kozmik odası!

Efsane tarihçinin günlükleri doğru zamanda doğru ellerde..

Günlük yazmanın önemi çoktur. Bir çok faydası vardır. Hele de bu tutulan günlükler çok özel yaşamlara, yaşayanlara ait ise ballı kaymaktır. Erzurum’da tarih denince akla gelen isimlerden biri olan Prof.Dr.Enver Konakçı ise bu günlükleri tutan, bir değil, iki defa önem arzeder. Esasında Atatürk Üniversitesi’nin efsaneleri arasına da girmeyi başaran bir isim de olan tarihçi Enver Konukçu’nun sayısız kitabı ve makalelerinin yanısıra sanıyorum bu günlükler de özellikle sonraki nesillerin işine çok yarayacak. En çok da tabii ki tarihçilerin.. Yarım asrı aşan bir dönem tarih ile anılan Konukçu hocanın tuttukları bu günlükleri ele geçirmek, paha biçilmeyen antikalara ve hazinelere benzer. Kozmik oda gibidir o günlüklerin yeraşldığı ortamlar. Elbette ki böyle bir hazineyi bulup çıkarmak da o işe kafa veren ve gönül koyan adamların işidir. Hazine doğru zamanda doğru adamın eline geçmeli. Son yıllarda Erzurum’un yetiştirdiği önemli tarihçilerden Prof.Dr.Murat Küçükuğurlu hocam, işte o kişidir. Küçükuğurlu tarih denince ilk akla gelen isimlerden olan ce emekli olduktan sonra köşesine çekilen Enver Konukçu hocanın izini takip etti, ona ve günlüklerine nihayet Aydın’da ulaştı. Günlük derken, hazineden bahsediyorum.

Yazdığı sayısız kitaplar ile Erzurum’un iz bırakan isimlerinden olan ve aynı zamanda ETÜ rektör yardımcılığı görevinde bulunan Murat Küçükuğurlu hocam, simge isim Enver Konukçu hocayı hem de Aydın’da ki evinde ziyaret etti ve yazdığı günlükleri almayı başardı. Aslında Küçükuğurlu hocamın uğraşmasına gerek yoktu, o lafın gereği, Enver hoca o günlükleri en iyi şekilde değerlendireceğine inandığı için bizzatihi ona veriyor. Erzurum’a ilk ayak bastığı andan, gittiği güne kadar Enver hocanın yazdığı günlükleri getiren Murat Hoca, şimdilerde onları fotoğraflar ile derleyip toplu bir kitap haline getirecek. Gerek günlükleri ve gerekse Konukçu hocadan kalan ve çoğu da siyah beyaz olan fotoğraflarını basında ilk benimle paylaşan Murat hocanın adına çok sevindiğimi söylemeliyim. Görevdeyken ben de çok kez haberini yapmışımdır Enver hocanın. Onun günlükleri bir hazinedir ve o hazine şimdi ne güzel ki doğru eldedir. Murat hocama kolaylıklar dilerken, rahatsız olan Enver hocama da sağlık, mutluluk diliyorum.



‘Gizem’li saray!

Son yıllarda özellikle Erzurumlu inşaat firmalarının başka şehirlerde de iş yapıyor olmalarına nasıl seviniyorum, bilemezsiniz. Stat yapımından konut inşaasına, kamu kurum ve kuruluş hizmet binasından bölünmüş yol yapımına, devasa istimlak işinden, peyzaj çalışmalarına kadar artık Erzurum firmalarının isimlerini görüyor ve bundan büyük bir keyif alıyorum. Osman ve Şükret Yıldırım’ın sahibi olduğu Erzurum’un köklü inşaat firmalarından Gizem İnşaat, işte o isimlerden biri. Artvin Çoruh Üniversitesi’ne rektörlük binası yapmış, on numara beş yıldız olmuş. 100’ün üzerinde çalışanı ile hem de 1 yıl gibi kısa bir sürede rektörlük binası yapan firma, aslında kılı kırk yararak bir önemli prestij projeye imza atmış. Özellikle dış cephe kaplama ürünlerini dışarıdan ithal eden firma, farkındalık oluşturmuş, özel rektörlük binası projesi ile inşaat sektöründe de parmakla gösterilir duruma gelmiş. Rektörlük binasından çok gizemli bir sarayı andırıyor yaptıkları iş. Biz de Erzurumlu firmaların böylesine görkemli binalar yapıyor olmasından dolayı elbette ki mutlu oluyor, yöneticisinden tüm çalışanlarına kadar gurur duyuyoruz.



Sitelerin efendisi!

Güzel bir insan hikayesi olmasının dışında kesinlikle Erzurum’da başka bir örneğinin olduğunu da sanmadığım bir kişidir o. Ferit Tohumcu 61 yaşında bir emekli. Özellikle Yakutiye ilçesindeki Rabiaana Mahallesinde en az 10 ayrı sitenin bakım ve temizliğinden sorumlu. Onu ne zaman görseniz ya çöp boşaltıyor, ya da elinde süpürge, sitenin etrafını veya içini temizliyor. Çoğu da kalabalık dairelerden oluşan sitelerden sorumlu olan Tohumcu’yu yakından tanıyanlar, yaz-kış boş oturduğunu görmemiştir. Cüzi fiyatlarla anlaştığı sitelerin her türlü bakım ve temizliğinden sorumlu olan Ferit Tohumcu’nun boş bir anı yok ve o bundan asla rahatsız değil. ‘’Ben çalışmadığım zaman yorulurum. Paraya ihtiyacım olduğu için de değil. Boş oturmamak için çalışıyorum. Kaldı ki ben işimi de seviyorum ve hep severek yapıyorum’’ diyen sitelerin efendisi, sadece çalışkanlığı ile değil, prensipleri ve düzeni ile de site sakinlerinin vazgeçemediği biri. ‘Çevresinde ‘Sofi’ olarak tanınan ve öyle çağrılan Tohumcu’yu özverili çalışmasından ötürü ben de kutluyor, işlerinde kolaylıklar diliyorum.



Gürcükapı değil, Koronakapı!

Her ne kadar büyük oranda aşılama neticesinde koronavirüs tehlikesinden biraz olsun uzaklaşmış olsak dahi yine o tehlike her gün her saat, her dakika, her saniye kapımızda. Mutlak surette il günkü gibi maske, mesafe ve temizliğe dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlara rağmen adeta o virüse meydan okuyoruz. Yine kalabalıklar mevcut, yine insanımız maskesiz dolaşılıyor. Bu fotoğrafı insan yoğunluğunun olduğu semtlerimizden Gürcükapı’da çektim. Onca tehdide aldırmayan kalabalıklar, hiçbir şey olmamış gibi, olmayacakmış gibi, son derece rahat. Başka bir yerde bu kadar insanları içiçe görmüş olamazsınız, o yüzden sizinle paylaşıyorum. İşin ilginci de her türlü korumadan uzak gördüğüm 112 servis elemanlarının da aşılama için orada bulunması ve tesadüfen koronaya yakalanmıyor olması! Maskeli sayısının parmakla gösterilecek kadar az olduğu bu kalabalık ortamda virüsün bulaşması an meselesi. Aslında fotoğraf da zaman zaman gözümüzün içine sokulan o kırmızılı haritanın da hiç de abartılmadığını gösteren bir vesika. O kadar kahvehanede oturan insanın hiçbir şey olmamış gibi hareket etmesi, yeni bir kapanmayı gündeme getirmesin de ne yapsın. Bu benim son kararımdır.

 



Şu yap-boz’dan bıkmadık mı daha?

Özellikle geçmişi çok eskiye dayanmayan kamu kurumu binaların çeşitli sebeplerden dolayı yıkılıp yerlerine yenilerinin yapılmasını hiç doğru bulmuyorum. Eksiklikleri varsa, rantabl olmayacaksa ve yarın yıkılacaksa niye yapılıyor? Madem milyarlarca lira harcanıyor, niye yıkılıyor? Bu sadece bugünün değil, dünün de meselesi. En son Kızılay’a ait Merkezi Yönetim Caddesi’ndeki yıllar önce yapılan çok amaçlı bina yıkıldı. Yıkımını bir süre izledim, diğerleri gibi içim yine cız etti. Belki doğru bir karardır yıkılması bu binanın ama önceden niye yapılmış, bunu sorgulamak lazım. Dedim ya. Sadece Kızılay özelinde söylemiyorum. Yap-boz, yap-boz, daha nereye kadar? Bu ve buna benzer çok örnek var şehrimizde. Bizlere en az bir asır boyu yetecek miktarda bina ve yol yapan ecdadımızı örnek alırsak eğer, artık bu milli ekonomiye darbe vurmaktan da vazgeçeriz diye düşünüyorum.



TUTTUĞUM BABA SÖZLER : En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı! (Ara Güler)

DUVARIN DİLİ : Konu adamlığa geldi, sen kalk istersen!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ