Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--
Son Dakika Haberler

İyi ki buradasınız!1588 defa okundu

, kategorisinde, 25 Kas 2020 - 10:32 tarihinde yayınlandı
İyi ki buradasınız!

Çok fazla değil, 20 yıl filan önceydi. Haberin artık daktilo ile yazıldığı son günler. Çalıştığım İHA’da bilgisayarda yazılıyordu haberler ama ben halen daha daktiloya talim ediyordum. Birlikte çalıştığımız muhabir arkadaşlarım Salih Tekin, Ayhan Türkez, İhsan Senir, Kubilay Çelik, Orhan Bozkurt, İrfan Tarakçıoğlu, Sefa Salantur filan, bilgisayarda haberlerini yazarken ben illa da daktiloda yazıp duruyordum. Teknoloji ile aramın iyi olmadığı, olamayacağı taa o zamanlardan belliydi. Alışamamıştım bu yeni döneme. Bir şekilde bilgisayarla artık haberlerimi yazmaya başlamıştım ama bayağı bir zaman almıştı bu. O geçiş dönemine kadar sağolsun, arkadaşlarımın yardımını unutamam! O gün bugündür de daktilo hayatımdan çıktı, ben de herkesler gibi bilgisayarda yazı işlerimi hallediyorum. Peki, bunu niye anlatıyorum. Şunun için.

Artık yeni bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. Bir şekilde eski alışkanlıklarımız kaybolmaya yüz tutmak zorunda. Yeni bir söylem ve eylem ile karşı karşıyayız. Mesela alışveriş işi. Kızım bir süredir internet üzerinden alışveriş yapıyor.  Bir şekilde bugün olmasa bile ben de yarın-öbürgün o işe yöneleceğim. Türkiye’nin önemli internet üzerinden alışveriş imkanı sağlayan firmalarından HEPSİ BURADA Erzurum’da tesis açtı. 1.Organize Sanayi Bölgesi’nde konuşlanan şirket, internet üzerinden alışveriş için kolaylık sağlıyor. Belki birileri Erzurum’da açılmasına karşı. Bu anlaşılabilir bir şey. Ama bir şekilde de o iş hayatımızda artık. Kaldı ki tamamen yerli sermaye ile kurulmuş bir şirket bu ve şu an Erzurum’da 40 kişiyi istihdam ediyor.

Bu şirket Erzurum’da kurulmasa Van’da, Bingöl’de, Elazığ’da, Erzincan’da, ya da ne bileyim, Gümüşhane’de kurulacaktı. Hassasiyetleri anlarım ama bu girişimi de anlıyorum ve ‘Evet’ diyorum. Kaldı ki şirket önümüzdeki yıl 100 kişiye istihdam sağlayacak. Bu da ilimizin ekonomisi için güzel bir fırsat. Böyle bir fırsatı da kaçırmadığımız için başta Valimiz Okay Memiş, 1.Organize Sanayi Başkanımız Murat Urkuç’a, ve de HEPSİ BURADA Şirketi yönetimine teşekkür ederim. Onu bunu bilmem arkadaş. Hergün 10 tırın Erzurum’a geldiği, Trabzon’a bile sevkiyatın yapıldığı, artık 4 güne değil, 1 güne teslimatın yapılabildiği  Erzurum’da ki bu yatırıma evet diyen o HEPSİ BURADA Şirketi yöneticilerini alınlarından öpüyorum.. Hem de böylesine ekonomik sıkıntıların had safhada olduğu bir ilde böyle bir işe imza atan adamların eli öpülür, eli. Bu benim son kararımdır!

 


 

O kütüphaneye o ismi veren!

Hay aklınla bin yaşa!

Erzurum’da yaptırılan yeni Kütüphaneye İsmail Saib Sencer isminin verilmesi bana göre de doğru bir tercihtir. Böyle önemli bir ismi bu kütüphaneye veren, akıl eden her kim ya da kimler ise tebrik ediyorum. Çoğunuzun da belki adını ilk defa duyduğumuz Erzurumlu kültür adamı İsmail Saib Sencer, okuduğumuz, bildiğimiz kadarıyla tarihte sıklıkla gördüğümüz ‘aykırı’ dadaşlardan birisi. 1940 yılında vefat etmiş bir hemşehrimiz. Hakkında çok şey biliyoruz ama en önemlisi, sayısız kitap okuması ve ‘ayaklı kütüphane’ olarak anılması. Beyazıt Kütüphanesinin hem kurucusu hem de yıllarca müdürlüğünü yapmıştır. Sarığı ile meşhur bir kültür adamıdır ama sarıklı oluşu hiç dert edilmez. Dönemin Maarif Bakanı Hasan Ali Yücel bile ondan hep sitayişle bahsetmiştir. Annesi Erzurum’da meftun olan bu değerli şahsiyet İstanbul’da vefat etmiş, orada defnedilmiştir. Bir defa 9 dil bildiği söylenir. 7 dil bilen duydum ama 9 dil bilen ilk defa duyuyorum ve bu zatın Erzurumlu olmasından dolayı da mutluyum.

İsmail Saip Sencer ile ilgili çok yazılmış, çizilmiştir. Merak edenler gogool’a girip öğrenebilirler. Erzurum’da da İsmail Saib Sencer’i en iyi tanıyanlardan birisi Kültür ve Turizm’de Şube Müdürlüğü yapan şair arkadaşımız Şahin Torun’dur. Torun, tam bir Sencer hayranıdır. Hakkında çok şey bilir. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Sencer ile ilgili bir anekdotunu da ondan duymuştum, ilk defa duyuyordum. Şahin’in anlattığına göre 22 Mart 1940 yılında Sencer vefat eder. Çok sayıda dünya lideri, başsağlığı için direkt İsmet İnönü’yü ararlar. İnönü bile şaşırır. O güne kadar İnönü Sencer’i çok bilmez, etmez. ..Ve ve vefatıyla ne kadar önemli bir adam olduğunu anlar. Zira, o kadar gelen başsağlığı telefonları karşısında yaverine, ‘’Sabahtan beri herkes taziye dileklerini iletiyor. Kim bu İsmail Saib Sencer?’’ diye sorar, şaşkınlığını gizleyemez.


 Sokak kısıtlamasında o da evde kalıyor..  

Anca beraber kanca beraber..

 Hayvan sevgisini anlarım. Evinde, işyerinde hayvan besleyenler vardır. Genelde de kedi, köpek, kuş, balık olur bunlar. Ben genelde küçük köpeklere ayrı bir sempati duyarım. Hane halkının çok ilgi duymayacağını bildiğimden olsa gerek hiçbirini denemişliğim de olmamıştır. Ama hep bir papağanım da olsun isterdim. Terminal Caddesi’nde Hasbihal kafenin işletmecisi Abdullah Kartal’a her uğradığımda da özenmişimdir. Onun çok sempatik bir papağanı var ve Abdullah ile orada çalışanların herşeyi.  Konuşan, ama öyle böyle değil, oldukça geveze bir papağan. Merhaba, Günaydın, Hoşça kal, Ne haber?, Bismillah, İyi günler, Nasılsın gibi kelimeleri sıklıkla kullanan papağanın adı da Abidin. Alakalı olanlar bilir ama ben ilk defa duyuyorum. Jako cinsi bir papağanmış. 38 yaşında olduğu sanılıyor. Herkesin ilgi odağı, gören hemen de alışıyor. Kafede çalışanlar ne yiyorsa o da aynını yiyor. Fazla bir masrafı yok. Sadece 6 ayda bir bakıma gidiyor. Geçen gün ziyarete gittiğimde Abdullah’a, ‘’Sokak kısıtlamasında ne yapıyor Abidin?’’ diye sordum. ‘’O da bizim gibi evde ağabey. Anca beraber kanca beraber’’ dedi. Kısıtlama olduğunda Abdullah-Özlem çifti ona evde bir aile ferdi gibi bakıyormuş. Onun dışında da hep kafede. Dedim ya, çok sempatik. Bana da bayağı bir alıştı. Bugün yarın birkaç günlüğüne Abidin’i bizim eve misafirliğe getirmeyi düşünmüyor değilim.

 


 

Gazoz olma, efsane ol!

Erzurum’da tek tabanca olan Özel Buhara Hastanesi ile ilgili bu son zamanlarda çok şikayet alıyorum.  Sanıyorum alan bir tek ben değilim, çoğu gazeteci arkadaşıma da bu şikayetlerden illa ki geliyordur. Böylesine önemli, ulvi bir görevi üstlenen yöneticilerinin şevkini kırmak, onları huzursuzetmek de istemiyorum ama hastanenin de bir şekilde kendine çeki düzen vermesinin gerekli olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Tek tabanca olmanın şımarıklığına verdim biraz da. Sadece bir defa şeker testi, iki-üç defa da hasta ziyareti için gittiğim Özel Buhara Hastanesi’nin yönetimi de mutlaka bu şikayetlerden haberdardır. Ne var, ne oldu gibi detaylara çok da girmek istemiyorum. Ala veremin olmadığını da biliyorlardır sanıyorum. Dostane uyarıda bulunuyorum. Çünkü hizmet veriyorlar, onca insana ekmek yediriyorlar, karalanmayı haketmemeliler. Gazoz değil, efsane olmalı, efsane kalmalılar! Buhar olmamalı Buhara. Daha fazla antipati oluşturulmadan bu şikayetlerin üzerine gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu arada son günlerde yaşanan bir olayı da anlatıp, konuyu şimdilik kapatmak istiyorum. Bünyamin Aydemir AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in kardeşidir. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hoca olan Bünyamin Aydemir, benim de arkadaşımdır. Geçtiğimiz günlerde oğlunun korona testi için gittiği bu hastanede bir tam gün boyunca sonuç alamamış. Bunu da facebook hesabından yazdı da oradan benim de haberim oldu. Test sonucunun geç çıkması yanında bir de yanlış çıkması bardağı taşıran son damla oldu. Bünyamin hoca, oğlu için aynı testi ertesi gün bir de Bölge Eğitim Hastanesi’nde yaptırmış, tam tersi sonuç çıkmış. Yani Buhara’nın Negatif dediğine ertesi gün Bölge Eğitim Pozitif demiş! Bunu da yine sosyal medya hesabından öğreniyorum. Kendisine telefon açtığımda bayağı bir dertliydi.  NOT: Tamam, Erzurum sağlık merkezi falan ama özel hastanelere de ihtiyaç var. Tek özel hastane olması Erzurum’da mesele oldu. İkincisi, hatta üçüncüsü için kim ilgiliyse yardımcı olmalı diye düşünüyorum. Buhara da olsun ama özel hastane iki tane, üç tane olsa fena mı olur?

 


 

 ‘Top on’ listem olsaydı..

 Hazreti Mevlana’nın  güzel sözlerinden biridir. Kıymet bilmek, kaybettiğinde arkasından ağlamak değil, yanındayken sımsıkı sarılmaktır der. Son yıllarda çalışmaları ile dikkat çeken, samimi, yararlı ve de kıymetli adamlar görüyorum ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Bunlardan biridir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren EJDER 3200 AŞ’nin Genel Müdürü Selim Bağrıyanık. Kendisi genç bir inşaat mühendisi. İnanılmaz çalışkan, pozitif bir yönetici. Farkındalık oluşturan, sıra dışı iller yapıyor. Dağı karış karış biliyor. Adeta Palandöken ile yatıyor, Palandöken ile kalkıyor. Özveriyle çalışıyor. Henüz lansmanı gerçekleşmiş değil. Sultan Sekisi projesi var hayata geçmesi an meselesi olan, o proje bile Bağrıyanık’ın ufkunun ne denli geniş olduğunu gösteriyor. En son ulusal basına da yansıyan kar saklama projesiyle yine onikiden vurdu. Top on listem olsa kesinlikle onu da o on içine yazarım. Yakından tanıyanlar onun için az bile yazdığımı söyleyecek şimdi. Allah utandırmasın, başarıları daim olsun.  Onun gibi kafası çalışan idarecilere ihtiyacımız var ve keşke Selim Bağrıyanık’lardan çok olsa!


 TUTTUĞUM BABA SÖZLER :  Kıtlık zamanında insanları öldüren şey açlık değil, fazlaca alıştıkları tokluktur! (İbn Haldun)

DUVARIN DİLİ :  Emekli maaşı gibiyim, kimse benimle geçinemiyor!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ