Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--
Son Dakika Haberler

Kayak yapan başkanlar el kaldırsın lütfen!501 defa okundu

, kategorisinde, 19 Şub 2020 - 10:46 tarihinde yayınlandı
Kayak yapan başkanlar el kaldırsın lütfen!

Açıkçası ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kayak için Palandöken’i seçmesinin yanısıra kayağı biliyor olmasını da  çok önemsedim. Bir hayli gündem olan İmamoğlu’nun Erzurum’a, Palandöken’e kayağa gelmesi kendi içinde bana göre çok mesajlar da barındırıyordu.  İmamoğlu gibi mega bir şehrin belediye başkanının kayak yapması karşısında bizim bölge belediye başkanlarının kayakla arası nasıl sorusu geldi akıllara mesela.  Öyle ya. İmamoğlu taa İstanbul’dan gelip burada kayak yapıyor ama kış şehri olan, kar şehri olan Erzurum’da belediye başkanları bu sporu yapıyor mu bari? Kaldı ki kış ile, kar ile özdeşleşmiş Erzurum’da kayak yapabilen belediye başkanı var mı, yapmıyorsa bu bir kusur değil mi? Açıkçası bu konuda kafamda deli sorular var. İşin en başından beri meseleye de bir de bu taraftan bakmak gerekir diye düşünüyorum. Erzurum gibi bir şehirde belediye başkanlığı yapanların kaçı kayağı biliyor, veya yapıyor, bilmek de gerekir sanırım.

***

Doğrusu bu konuda çok da pozitif düşünemiyorum. Her bir belediye başkanının kayak yapıyor olması gereken bir kış turizm merkezinde bu sayının fazla olduğunu sanmıyorum. Hemen hemen her gün sosyal medyada bir çok paylaşımda bulunan belediye başkanlarının bir tanesinin dahi Palandöken’de kayak yaparken fotoğrafını henüz görmüş değilim. Belki bir tane filan görmüşümdür ama işin ilginci, onu dahi hatırlamıyorum. Lafı dolandırmaya gerek yok. Yok oğlu yok işte. İmamoğlu gibi tamamen kar ve kış kültüründen uzak birinin kayak yapıyor olmasına rağmen Erzurum’da az sayıda kişinin yapıyor olması, düşündürücüdür. Bana göre bu bir eksikliktir ve Erzurum’un kış turizmi merkezi olma hedefi için de büyük bir zafiyettir. Bu sadece belediye bakanları ile sınırlı bir eksiklik değildir. Atlamış değilim. Aynı şey bu şehri yöneten diğer idareciler için de geçerlidir. Bu benim son kararımdır.

Boş durmayalım, derleyelim beyler..  

Muzaffer Sarısözen, türkü derlemesinde simge bir isimdir. Ne zaman TRT Türkü’yü dinlesem, mutlaka Sivaslı bu derleme ustasının ismini duyarım. Türkü ile özdeşleşmiş bir isim olan Muzaffer Sarısözen’i ben oldum olası ‘türkülerin efendisi’ bilirim. TRT repertuarına sayısız eser kazandırmış olan Sarısözen ustanın Türk Halk Müziği’ne katkısını sanmam ki bir Allah’ın kulu inkar etsin. Ankara Radyosu’nun meşhur ‘Yurttan Sesler Korosu’nu kuran ve yöneten Sarısözen usta ben doğmadan bir yıl önce, 1962 yılında vefat etmiş. Hikayesi olan adamlardan olan Sarısözen oldum olası derlemeleri yüzünden gönlümde taht kurmuştur. Bu önemli müzik adamının yaptıkları sıradan işler değildir. Aynı şekilde Erzurum’da da derleme yapan değerli sanatçı ağabeyler olmuştur. Yakın bir tarihte rahmetli olan Hulusi Seven bunların en başında gelmektedir. Haydar Telhuner, Faruk Kaleli, Raci Alkır, Aşık Yaşar Reyhani, Kenan Tuna, Mehmet Çalmaşır, Gürkan Özpeker, çalıştıkları kuruma türkü derlemeleri ile katkı sağlayan isimlerden..

***

Yığınla saklı türkülerin bulunduğunu gözönüne aldığımızda özellikle Erzurumlu sanatçılara büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Özellikle de emekli olan sanatçı ağabey ve kardeşlerimize bu konuda mutlaka görev ve sorumluluk düşmektedir. Sadece buldukları proğramlarda türkü söylemekle kalmamalılar, mutlaka emekli oldukları için derleme çalışmalarına da ağırlık vermeleri adeta şarttır. Zaman zaman derleme çalışmalarını yeterli bulmadığım gerek Mehmet Çalmaşır ağabeye ve gerekse sevgili arkadaşım Nurullah Akçayır’a, Raci Alcan’a, Didem Dilara Duman’a ve Vahit Alkır’a da söyler dururum. Mutlaka derleme yapsınlar. TRT repertuarları, belki de yıllarca dillere pelesenk olacak türküleri bulup çıkartsınlar. Böylelikle tarihe derlemeci sıfatlarıyla da geçsinler. Bunu yıllarca emek verdikleri ve para kazandıkları TRT için değil, kendileri için de yapmalılar. Kaldı ki biz onlardan Muzaffer Sarısözen performansı da beklemiyoruz, nokta.

Yerli malı ayılar!

Çiçekçilik özellikle yarım asırdır gözde mesleklerden biridir. İhtiyaç duyulan bir sektör olması sebebiyle de her daim yeniliklere açıktır. Erzurum’da da bu sektör bir hayli mesafe katetti. Kendini her geçen gün yenileyen çiçekçiler, yerinde saymak yerine çıtayı daha yüksek tutmaya başladılar. İşte bunlardan birisi Erdi  Can Dursun. Ayçelen Çiçekçiliğin sahibi Erdi Can Dursun, kendi işyerinde gülden ayıcık üretmeye başladı. Genelde ülkemize yurtdışından gelen güllü ayıcıkları ele emeği ile kendisi yapan Erdi Can Dursun, bu ürünlere en çok da genç sevgililerin ilgi gösterdiğini belirtiyor, satışlardan memnun olduklarını söylüyor. Büyüklüğüne göre 150 ile 300 lira arasında satılan her renkte ayıcıkların üretimiyle milli ekonomiye katkı sağlanmış oluyor.  Bu üretimin Erzurum’da gerçekleşiyor olması da ayrıca güzel bir gelişme..

Oldu da bitti Maşallah..

Yayalar yaya kaldı!

Atatürk Üniversitesi ile Bölge Eğitim Hastanesi ve Yıldızkent’i birbirne bağlayan yeni kavşak yapımı gerçekleşti ama yayalar unutulmuş. Araç trafiğine açılan yeni yolda trafik düzenli bir şekilde işlerken, yayalar için bir yol düşünülmemiş olsa gerek ki, yayalar gelişigüzel yerlerden kendilerine yol bulup, öyle gidip geliyorlar. Bu da ilkel bir görüntü oluşturuyor. Dün oradan geçerken fotoğrafını çektim. Araçlar normal yolda ilerlerken yayalar da dere, tepe aşarak gelip, gidiyorlar. Görüştüğüm Karayolları yetkilileri, yaya yollarını düşündüklerini ama yeni inşaat döneminde ona başlanılacağını belirtirken, elzemdi diye araç yollarını yaptıklarını belirttiler. Bu arada, Atatürk Üniversitesi’ni Yıldızkent’e bağlayan viyadüğün henüz isminin belirlenmediği, yan ve yaya yolların yapıldıktan sonra isim bulunacağı bilgisine de ulaştım. Anlaşılan Karayolları bir yol yapmış ama biraz aceleye getirmiş, biraz oldu da bitti yapmış!

Muhabbetiniz daim olsun hocalarım..

Amerika’nın dünyaca ünlü olimpik milli basketbolcularından Micahael Jorden’in meşhur bir sözüdür. ‘’Yetenekler oyun kazanır, ekip çalışması ve zeka ise şampiyonluk!’’.  Bugünlerde ikinci dönem hayalleri kuran ve bunun için hummalı bir çalışmaya koyulduğu gözlenen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Çomaklı, gittiği her yerde ekip çalışmasına vurgu yapar ve her daim de ‘’Biz bir ekibiz’’ der, ekibi ile gurur duyduğunu söyler. Kuşkusuz her yardımcısı ile samimidir. Ama biri var ki durum biraz diğerlerinden farklıdır.  Çomaklı’nın, ekibinde yeralan rektör yardımcısı Prof.Dr. Ayhan Çelik ile irtibatı, bir çalışma arkadaşından ziyade ‘gardaş’ gibidir. Öyle ki, makine mühendisi olan bu ikilinin yolu çoğu yerde kesişmiş, etle tırnak gibi olmuşlar. Samimiyet için ‘yüreklerin konuştuğu dildir’ derler. O samimiyetten olsa gerek ekip çalışmasında bu ikili arasında ki bağ, bayağı bir kuvvetli. Sahadayken bunu farketmek de mümkün. Benim de gözlemlerim o yönde. İkisi de aynı gün Üniversiteye girmişler, aynı gün mezun olmuşlar, aynı gün yüksek lisans yapmışlar. Hem de aynı Üniversite’de. Yüksek lisanları İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde. Sakarya İTÜ’de okumuş, kader ağlarını o gün orada örmüş.  G.Saray onların ortak olduğu, anlaştığı bir başka konu. İkisi de cimbom taraftarı. Daha önce doçent iken Çomaklı’nın Makine Mühendisliği Bölümü’nde bölüm başkanı olduğu zaman Ayhan Çelik de onun yardımcılığını yapmış. Aralarındaki bağ öyle kuvvetli ki Çelik evlendiğinde onun gelin arabası Çomaklı’nın şahsi arabası olmuş. O kadar yani! Bugün biri rektör, diğeri yardımcısı iki eski dostun ortak özelliklerinden biri daha var ki onu da ilk bakışta çözmek mümkün. İkisi de hırslı, sonuç odaklı ve tez canlı! Ne diyelim, Allah muhabbetlerini artırsın..

TUTTUĞUM BABA SÖZLER : İyilik, sağırların duуabileceği ve körlerin görebileceği dildir. (Mark Twain)

DUVARIN DİLİ: Üşüdüysen bir kat daha seveyim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ