Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Korona’dan çekinmeyiz polis’ten çekindiğimiz kadar!1207 defa okundu

, kategorisinde, 30 Eyl 2020 - 11:32 tarihinde yayınlandı
Korona’dan çekinmeyiz polis’ten çekindiğimiz kadar!

İstanbul’da yaşamını sürdüren tiyatro sanatçısı arkadaşım Murat Balkuş ile illa ki hergün telefonla konuşur, PUSULA’nın birinci sayfası için çizeceğim karikatüre espri ararız. Bazen bir dakikada, bazen de 1 saate espri bulduğumuz olur. Tabiri caizse cin gibidir Murat, zekidir ve çizim işlerinde işimi bayağı bir rahatlatır.  Daha bu sabah konuştuk, Erzurum’da halkın polisten ve para cezasından çekindiği için maske takmasını. Ben, özellikle Cumhuriyet Caddesi’nde gezen insanların polise yakalanmamak için maskeyi mecburen taktığını söylediğimde, ‘’Desene ağabeyi, koronadan çok, polisten korkuyor bizim millet’’ dedi. Bunu karikatürize edebileceğimizi söyledi. Elbette ki diğer konuşmalarımızın akabinde bugün için başka bir espri bulduk, polis korkusundan maske takımı mevzusunu sonraya bıraktık. Belki içimizden katılmayanlar da vardır ama durum budur. Erzurum’da genelde polise yakalanmamak, ceza yememek için maske takanlar var ve bunlar da bir hayli çoğunlukta. Polisin sürekli bu konuda denetimde olması elbette iyi ve de gerekli bir şey. Artan vakalar sebebiyle teyakkuzda olan polis mecburen o kadar artık olayın içine girmiş ki, geçen hafta dikkat ettim, Cuma namazı kılınırken dahi mesafe için cemaatin içindeydi! Muratpaşa Camii’nde ki bu fotoğraf karesi sanırım Erzurum’da ki durumu özetliyor. Düşünün, Cuma namazına gelen vatandaşlarımız kendi arasında dahi mesafeyi düzenlemez diye polis burada da devreye girmek zorunda kalmış! Bu konuda kimse kusura bakmasın ama biz böyleyiz, ayrıca bu benim de son kararımdır!


 Vay be, obe!

 BB Erzurumspor’un son Kayseri deplasmanından da galibiyetle dönmesi ve 6 puan ile süper ligde puan cetvelinin üst sıralarında yeralması elbette ki güzel bir fotoğraf. İç sahadaki Sivas maçı da kaybedilmemiş olsaydı bugün Erzurum liderdi ve ilk sıradaydı. Elbette ki mavi-beyazlı camiayı büyük sevince boğan iki deplasman galibiyetinin anlam kazanması için kuşkusuz bu haftaki Rize maçı çok daha önem kazanıyor. Rize maçı kazanılmadan bu iki deplasman galibiyetinin de anlamı yoktur bana göre. Tabi özellikle Kayseri deplasmanından 3-1’lik skor ile dönülmesi spor basınında da güzel başlık ve yorumlarla karşılanırken, beni şahsen en mutlu eden fotoğraf dün Erzincankapı’dan geldi. Ligleri yayınlayan DİGİTÜRK’ün afişinin yeraldığı afişte 4 büyüklerin flaş oyuncularının yanısıra Erzurumlu bir oyuncu da vardı. Bu oyuncu Gabriel Obertan idi. Bordeaux ve Man.United gibi dünya devi iki takımda oynamışlığı olan Erzurumlu Fransız Obertan’ın da o afişte yeralması müthiş bir şey. İnsanın gururunu okşayan bir şey bu. Böylesine dünya yıldızı bir isimle aynı şehirde yaşıyor olunmasını düşünmek bile güzel vallahi. Kaçırdım mı bilmiyorum ama ben ilk defa Obertan’lı, ya da şöyle söyleyeyim, Erzurumlu bir oyuncuyla BıeNSPOR’un reklamı yapılıyordu.


Gel gelelim bizim mevzuya!

 AK Parti’de ilçe kongreleri tamamlandı, şimdi sırada il kongresi var. Bildiğimiz, gördüğümüz kadarıyla da İl Başkanlığı için tek aday var, o da mevcut başkan Mehmet Emin Öz. Kasım ayında il başkanlığında 4’ncü yılına girecek olan Mehmet Emin Öz’ün, dünden itibaren il seçim hazırlıklarına başladı ve yeni bir yönetim için kolları sıvadığı görülüyor. Ekim ayı sonları veya Kasım ayı, kongrenin yapılacağı tarih. Henüz kesin tarih ile ilgili bir bilgi mevcut değil. 50 kişilik asıl, 25 kişilik de yedek yönetim oluşturmak için start veren Öz, nezaketen milletvekilleri başta olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanından önerecekleri isim olup, olmadığını soracak. Başta ETSO olmak üzere üyesi fazla sivil toplum örgütlerinin de kapısını çalacak olan Öz, bu kurumların başkanlardan ancak ‘faydalı olacağına çok inandıkları isimleri’ önermelerini isteyecek. Toplumun bütün kesimlerine hitap edecek bir takımın peşinde olduklarını belirten Öz ile dün bu konuyu konuştum. ‘’Ateş gibi, koşan, canlı, dinamik, sıradışı yöneticiler istiyorum artık. Kesinlikle önümü keser, bunu yönetime almayalım diye bir düşüncem yok, olmaz da. Kaldı ki önümü kesenler olsun, öyle adamların alınlarından öperim’’ dedi. Çölleşen siyaset ortamını yeşillendirmenin gayreti içinde olduklarını belirten Öz, şunları söyledi:

***

Mevcut listede revizyon yapacağımız doğrudur. Bir kısmı sağlık ve iş yoğunluğu sebebiyle artık yanımızda olmayacak. İşlevsel, yapıcı, kriz yönetecek yöneticiler ile yeni dönemde çalışmak istiyoruz.  Siyasette heyecanın kaybolması herşeyin bittiği anlamını taşır. O heyecanı her an yaşayacak isimlerle beraber olmalıyız. Şehrin ruhunu da yaşatan öyle insanlar da var etrafımızda. Onları bulup çıkartacağız. Önümüzü keserler diye bir endişe taşımıyorum. Kaldı ki öyle adamlar olsun, önümüze çıksınlar, ben öylelerinin alnından öperim. İsim isteyeceğimiz STK’lardan da isim önerirken herhangi bir ismi önermemelerini bekliyoruz. Bizimle çalışabilecek, faydalı isimler önersinler bize. Milletvekillerimizin ve Büyükşehir Başkanımızın yönetimde yeralsın diye illa isim önereceklerini sanmıyorum. Çünkü oluşturacağımız yönetim hepsinin hizmetinde olacak. Yani eskiden kalma ‘bir isim yazdırayım, bir kulağım olsun orda’ düşüncesi tarih oldu. Buna zaten gerek de yok. Şu an herşey çok şükür çok yolunda gidiyor. Kimsenin kimse ile bir derdi, husumeti yok. Bu havanın devamındır gayretimiz. Oluşturacağımız bu yeni lisede gelecekte Erzurum’da siyaseti yönlendirecek gençler var, onlar da inşallah olacak’.


Yürek odur daim yana!

 Ermenistan’ın sivil yerleşim bölgelerini vurmasının ardından savaş durumuna geçen Azerbaycan’a desteğimiz tam elbette ki. Etle tırnak gibi olduğumuz Azerbaycan’a her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu tüm dünyaya bildirdik zaten. Azeri dünyasının elbette yanındayız, çünkü kardeşliğimiz vardır. Hele de bilinmelidir ki Karabağ Türk toprağıdır, Türk kalacaktır! Öteden beri severiz Azeriyi, Azerbaycan’ı kardeşimizden ayırmaz sever, ayrı coğrafyalarda olsak dahi aynı şeyi düşünür, konuşuruz. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Öyle ki Azerilerin ünlü şairi Bahtiyar Vahabzade’yi hiçbir Türk şairinden ayırmadım. Ve bana hep büyülü, anlamlı gelen Vahabzade’nin ‘Yürek Odur’ şiiri, sanmam ki dinleyen bir Türkün de beğenmediği sözler olsun. TRT’nin Erzurumlu emekli sanatçılarından Mehmet Çalmaşır ve Nurullah Akçayır pek de güzel söylerler o türküyü. Defalarca dinleyip, bıkmadığım parçalardandır o.  Bu kritik dönemde o türküyü dinledim dün yine üst üste. İşte Türkiye-Azerbaycan dostluğunu da hatırlatan gözümden yaşlar akıtan o meşhur sözler: Yürek odur daim yana/od gopara alovlana/ Becermirse goy dayana/Demek o heç yürek değil/ Vatan için lazım gelse/ Polat kimi gerilmezse/Ayyıldıza sarılmazsa/ O heç bize gerek değil/Men nedirem o yüreği/Yok arzusu bir dileği/Becermirse o sevmeyi/Demek o heç yürek değil!


 Ey eski ölüler, kalkın mezardan !

Meşhur Mihriban’ın şairi Abdurrahim Karakoç’un bir şiiri geldi aklıma. ‘’Ey eski ölüler, kalkın mezardan/ Dünyayı bir daha görün de gidin/ o günler mi berbat, yoksa bugün mü/Biz değil..siz karar verin de gidin’’ diyen şiiri. Önceki gün eski Kombina altında arkadaşım Burhanettin Çelik’in bostanına gittiğimde kilolarca fasülye görünce geldi bu şiir aklıma. Çok değil, 20 yıl önce kim hayal ederdi Erzurum’da fasülye üretileceğini. Zaten tadanlar da diyor, inanılmaz lezzetli. İspir ve Hınıs bu konuda meşhurdu ama doğrusu şehir merkezinde de fasülye yetiştirilebileceğine ilk defa şahit oluyorum, abartmam, şaşırmam biraz da ondandır herhalde. Sahi, iklim değişikliğinden midir, bilmem ama istense Erzurum merkezde pekala fasülye de yetişebiliyormuş. Kaldı ki Erzurum merkezde muz bile yetişiyordu, aklıma geldi şimdi. Yıllar önceydi.. O dönemlerde çalıştığım Türkiye Gazetesi’nde haberini de yapmıştım. Kuşkay kardeşler Yılmaz ve Erdal Kuşkay, ofislerinde bir saksının içinde muz yetiştirmişlerdi. Özellikle düne kadar ‘’Bu iklim olduğu müddetçe Erzurum’da bir şey yetişmez’’ diyen ağzı kalabalıklara gelsin..


Nurullah Akçayır sokağı..

Büyükşehir Belediyesi son zamanlarda sanata ve sanatçıya ayrı bir ilgi ve destek sağlıyor. Sadece vefat eden değil, yaşayan sanatçılara da elbette. Bunun en bariz örneği Hilalkent’te yaşandı. Büyükşehir Belediyesi, TRT’nin emekli sanatçılarından Erzurumlu Türk Halk Müziği ses ve saz sanatçısı Nurullah Akçayır’ın ismini bir sokağa verdi. Akçayır, beklemediği bu jest karşısında çok duygulandı, teşekkür etti. Alkışlar, yaşarken kıymet veren Mehmet Sekmen başkana gelsin..


TUTTUĞUM BABA SÖZLER :  Hayattaki gayreti, karnına giren şeyler için olan kimsenin, kıymeti de karnından çıkan şeyler kadar olur! (İmam Gazali)

DUVARIN DİLİ : Edison elektriği buldu ama parasını biz ödüyoruz!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Vedat Refayeli
YORUM YAZ