Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

NAİM GÖLLEROĞLU (NAİM HOCA)350 defa okundu

, kategorisinde, 22 Eki 2018 - 10:43 tarihinde yayınlandı
NAİM GÖLLEROĞLU (NAİM HOCA)
Naim Gölleroğlu, nam-ı diğer Naim Hoca, Erzurum’un en renkli simalarından biriydi.
Klasik hoca kavramının dışındaki tavırları ile Naim Hoca şimdi olduğu gibi gelecekte de isminden en fazla bahsedilecek aydın bir din adamıydı.
Hoca, açık sözlülüğü, samimi ve içten yaklaşımları, esprili kişiliği ve sempatik tavırları ile gönüllere taht kurmuştu.
Onun farklı kişiliği gibi farklı bir cemaat kitlesi vardı.
Uzun yıllar vaaz verdiği Zeynel ve Şeyhler Camilerine şehrin en uzak yerlerinden insanlar gelirdi.
Dini konuları  kendisine has bir üslupla anlatırken, Nasrettin Hoca gibi insanların hem düşünmesini hem de tebessüm etmesini sağlardı.
Şehrin bitirim tipleri,ötekileştirilenleri, garip gurabası Hoca’nın cemaatini oluştururdu.
 Geçimini  küçük bir dükkan da sarraflık yaparak sağlayan Hoca, din üzerinden siyaset ve ticaret yapan din sarraflarından değildi.
Cumhuriyetin kazanımlarıyla her zaman gurur duyar, olayları çağdaş bakış açısı ile yorumlar her farklı kesime hitap ederdi.
Şiirle arası çok iyi olan Naim Hoca, vaaz esnasında özellikle Fuzuli’den örnekler verir, sık kullandığı “Ellem gullem yok,dıkkat et Müslüman” gibi ifadelerle cemaatle samimi
Bir bağ kurar,  hoşuna giden her şey için “möhebbetim geldi” tabirini kullanırdı.
O sosyal hayatın her alanında vardı. tiyatroya gider, futbol maçlarını kaçırmazdı.
Kıvrak  zekası ile vaazlarında ve sohbetlerinde  öyle ince mesajlar verirdi ki insanları kendine hayran bırakırdı.
Naim Hoca’yla ilgili  anlatılan  ve günümüze kadar gelen  bir hayli hatıra vardır.
Ramazan ayında Şeyhler Camisi’nde vaaz veren Hoca’nın cemaatinin bir kısmını şehrin bitirim tipleri oluştururdu.
Üç ayların başında kötü alışkanlıklarını terk eden bu grup, Ramazan’da Hoca’nın vaazlarını kaçırmazdı.
İşte böyle bir ramazan gününde bu grup  başında takkeleri, ellerinde  tespihleri  ile  boyunlarını bükmüş, huşu içerisinde vaaz dinliyorlarmış.
Hoca, bu samimi tabloyu görünce  birden “Ola uşağ bazan serhoşlara ele mohabbetim gelir ki…” demiş.
Bu söz bitirimleri memnun ederken  cemaatin ön safında oturan softalardan homurtular yükselmiş.
Durumu anlayan Hoca, “Bu serhoşlar ele ey adamlar ki akşam içir sabah uyanırler ama ele adamlar var ki bir ömür uyur gezirler bir türlü uyanmirlar” diyerek tabir yerindeyse “taşı gediğine koyar” ve mesajını verir.
Camiler, zengin, fakir, amir, memur her müminin eşit şartlarda omuz omuza bir araya geldikleri kutsal mekânlardır.
Bu mekânda statü farkı, güçlü güçsüz ayrımı olmaz.
İslâm’ın ilk günlerinde birçok fonksiyon üstlenen camiler, zaman içerisinde bu özelliklerinin büyük bir kısmını kaybetmiş, caminin ruhuyla örtüşmeyen görüntüler ortaya çıkmıştır.
Son zamanlarda bazı üst düzey insanların gittiği camilerde protokol uygulamasını çağrıştıracak uygulamalar olmakta hatta işin boyutu daha ileri taşınarak vaaz kesilip içeri giren yetkilinin ismi ve makamı anons edilmekte ve böylece caminin ruhu incitilmektedir.
Naim Hoca, bir ramazan günü, teravih namazından önce Ulu Cami’de vaaz verirken  içeri  Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz girmiş.
Karşılarında Mesut Yılmaz’ı gören cemaatin bir kısmı hürmeten ayağı kakmış, dolayısıyla caminin içinde  bir hareketlenme olmuş.
Cami ruhuna uymayan bu davranışı gören Naim Hoca, gerçek bir din adamı sorumluluğu  içinde, cemaate “OLA MÜSLÜMAN OTUR,BURASI CAMİ,BURADA KİMSEYE AYAĞA KALKILMAZ, BURADA SADECE ALLAH’IN HUZURUNDA AYAĞA KALKILIR” diyerek  uyarıda bulunur.
1925 yılında alevi vatandaşların çoğunlukta olduğu  Mehdi Efendi Mahallesi, Gümüşgöz Sokak’ta dünyaya gelen hoca,  berber çıraklığında edindiği “Berber Naim” unvanını, zekası, bilgisi  ve Alvarlı Muhammed  Lütfi Efendi’den aldığı feyzle “Naim Hoca”  unvanına  taşımıştır.
1999 yılında aramızdan ayrılan Naim Hoca’yı,  medrese arkadaşı Diyanet İşleri  Eski Başkanı M.Nuri Yılmaz’ın “O adem değil bir alemdi.” ifadesiyle, sevgiyle, özlemle, muhabbetle hatırlayacağız.
Kaynakça. Özden, Ömer, Erzurum’un Yüzleri, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, 2015
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Erdal Güzel
YORUM YAZ

<> malatya bayan escort bursa bayan escort antalya bayan escort konya bayan escort sanalbasin.com üyesidir