ALLAH Teâlâ’nın lütfu ile, Ramazan ayına kavuşmuş bulunuyoruz, Elhamdülillah.
Ya Rab! Hamd sana, şükür sana. Eriştirdin bizi yine Ramazana. Müjdeler olsun kavuşanlara. Rahmet olsun kavuşamayanlara. Hastalarımız şifa, dertlilerimiz deva bulsun. Ramazan-ı şerifiniz, mübarek olsun.
Ecdad Yadigarı Ramazan Duası…
Günleriniz hayrola,
Hayırlar feth ola,
Şerler def ola,
Gönüller şâdu handân ola,
Müşkilatlar hallu âsân ola,
Hastalar şifâyâb ola,
Dertliler devâyâb ola,
Borçlular edayâb ola,
Nâ-murad olanlar ber-murad ola,
Nâ şâd olanlar şâd-ü handân ola,
Kalplerimiz mesrûr,
Ayıplarımız mestûr,
Günahlarımız mağfûr,
Dünyamız mamûr,
Ahiretimiz mamûr,
İçimiz, dışımız pürnûr ola,
Ahir ve akıbetimiz hayrola…
Ramazan-ı Şeriflerimiz mübarek ola…
Çoktandır buruktu gönüller, ıssızdı mabetler, ezanlar hüzünlü, hilalin boynu büküktü. Hasretiyle yanmış yürekler, özlemle yolunu gözlüyordu. Suya hasret toprağın yağmuru beklediği gibi bekliyordu müminler, onun rahmet ve bereket iklimini… Ve nihayet ruhlara neşe veren bahar rüzgârları gibi geldi. Kalplere ve vicdanlara esenlik veren bir muştuyla geldi Ramazan.
Hanelerimiz bu kutlu misafir için şenlendi. Mabetlerimiz, bu güzel buluşma için süslendi. Ezanlar coşkuyla yankılandı gök kubbede. Ve dudaklarımızda tatlı bir terennüm yükseldi: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan, hoş geldin.”
ALLAH Teâlâ’ya binlerce hamd ü senalar olsun. Bizleri, sıhhat ve afiyetle, “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş” olan mübarek Ramazan ayına tekrar kavuşturdu. Ümmeti olmakla şerefyap olduğumuz
Habib-i Huda Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimize salat ve selam olsun.
Ramazan! Mübarek ay… Hoş geldin!
Evlerimize, yüreklerimize, dünyamıza şeref verdin. Semadan yere inen meleklerin kanadında gelen rahmet ve bereketi yağdır üzerimize. Dualarımız arşa ulaşsın. Gözyaşlarımız temizlesin bizleri.
Ramazan! Mübarek ay…Hoş geldin!
Kimsesizlerin kimsesi, çaresizlerin çaresi, dünyanın maliki Rabbimizin rızasını getir bizlere. Kelâmullahla arındır yüreklerimizi, zihinlerimizi.
Ramazan! Mübarek ay….
Mahyalarımızı nurlandırdığın gibi yüreklerimizi de nurlandır. Bayrama coşkuyla kavuştur bizleri. Bayram edenlerden, bayramı bayram gibi yaşayanlardan eyle bizleri. Rabbimizin ikramı bayramı hak edenlerden eyle bizleri.
Ramazan! Hoş geldin!
Evlerimize, yüreklerimize, dünyamıza şeref verdin! Mübarek Ramazan-ı Şerif geldi. Hoş geldi, safâ geldi. Başımız gözümüz üstünde yeri var.
Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ
“Ramazan ayı öyle bir aydır ki, onda Kur’an-ı Kerim, insanlara sırf bir hidayet ve Hakk’a ileten dosdoğru yolun ve hak ile batılı ayırt eden hükümlerin apaçık delilleri olarak indirildi. Artık sizden her kim o Ramazan ayına erişirse onun orucunu tutsun..”
Ramazan-ı şerif, Rabbimizin rahmet ve ecir kapılarını ardına kadar açtığı hazine değerinde bir aydır. Bu mübarek ayda oruçlar tutulacak, iftar sofraları kurulacak. Neşeyle kalkılacak sahurlara. Büyükler de şenlenecek çocuklar gibi. Mabetler dolup taşacak, kubbeler mukabele sesleriyle çınlayacak. Ailece koşar adım gidilecek teravih için camilere. Huşuyla kılınacak namazlar. Ruhlar arınacak kirlerden. El açılacak yüce makama. Mağfiret ayında gözyaşlarıyla af dilenecek. Verdikçe bereketlenecek kazançlar. Muhtaçlar sevindirilecek. Yüzü gülecek gariplerin. Esenlik kaplayacak her yanı. Aydınlanacak karanlıklar, zincire vurulacak tüm şeytanlar.
Ubade b. Samit (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Ramazan ayının geldiği bir gün ashabına şöyle seslenmiştir:
أتاكم رمضان شهر بركة فيه خير يغشيكم الله فتنزل الرحمة وتحط الخطايا ويستجاب فيه الدعاء فينظر الله إلى تنافسكم ويباهي بكم ملائكته فأروا الله من أنفسكم خيرا فإن الشقي من حرم فيه رحمة الله عز وجل
“Bereket ayı olan Ramazan ayı size geldi, Allah bu ayda sizi zengin kılar, bundan dolayı size rahmet indirir, hataları yok eder, bu ayda duaları kabul eder. Allah Teâlâ sizin ibadet ve hayır konusunda birbirinizle yarış etmenize bakar ve meleklerine karşı sizinle övünür. O halde iyilik ve hayırdan yana Allah Teâlâ’ya kendinizi, özünüzdeki güzellikleri gösterin. Ramazan ayında Allah’ın rahmetinden kendisini mahrum eden kimse şekî, bedbaht kimsedir.”
Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz,
أتاكم رمضان شهر مبارك فرض الله عز وجل عليكم صيامه تفتح فيه أبواب السماء وتغلق فيه أبواب الجحيم وتغل فيه مردة الشياطين. لله فيه ليلة خير من ألف شهر من حرم خيرها فقد حرم.
“Ramazan ayı geldi. Bu ay, Allah’ın oruç tutmayı farz kıldığı aydır. Sema kapıları bu ayda açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır. Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.”
Ramazan-ı şerif, ömrümüzün en değerli hasat mevsimi, hepimiz için maddî ve mânevî açıdan yenilenme fırsatıdır. Müslümanlar için bir umut, heyecan ve uyanıştır. İnfakla yoksulların, düşkünlerin, muhtaçla-rın, kimsesizlerin hatırlandığı ve korunduğu bir yürek seferberliğidir. Ramazan’a kavuştuğu hâlde onun kadrini ve kıymetini bilmeyen kişi, çok büyük bir hazineden mahrum kalmıştır!
Dünyanın en kazançlı ve getirisine paha biçilemeyecek bir ayın içindeyiz. Bu, Ramazan ayıdır. Ramazan gündüzleri ayrı bir kazanç, geceleri de ayrı bir kazanç fırsatıdır. ALLAH Teâlâ, her kuluna bir fırsat daha lütfetti. Kurtuluş fırsatı, arınma fırsatı, cenneti kazanma fırsatı, Cemalullah’ı görme fırsatı ikram etti.
O halde bu fırsatı iyi değerlendirelim. Ramazanın bereketinden istifade edelim. Kur’an ayında yuvalarımızı ve gönüllerimizi Kur’an’la buluşturalım. Mukabele geleneğimize sahip çıkarak Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sünnetini ihya edelim. Camilerimizdeki vaazlara ve coşkulu teravih namazlarına kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, çocuğuyla bütün ailemizin katılmasını sağlayalım. Zekât ve sadakalarımızla ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürelim. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ifadesiyle: “ilk gecesinden itibaren şeytanların bağlandığı, cehennem kapılarının kapatıldığı, cennet kapılarının açıldığı, sayısız Mü’minin ateşten azat edildiği” bu mübarek ayı hakkıyla idrak edenlerden olalım.
Kur’an ayıdır Ramazan.
Mevla’mızın bize en büyük rahmeti, Ramazanın ziynetidir Kur’an. Çokça okunacak ve anlaşılacak bu ayda. Bolca tefekkür edilecek, ölü hayatlarımıza hayat verecek ilkeleri. Murakabe edilecek yaşantımız. Gözden geçirilecek geçen ömrümüz. Hesabı yapılacak o pek çetin hesap gününün.
Ve paylaşma ayıdır Ramazan.
Zekâtımızla, fitremizle, sadakamızla ve her türlü infakımızla Rabbimizin rızasını umacağız. Rabbimizin verdiğinden kullara vereceğiz ki artsın rızkımız, rahmet kuşatsın her yanı. Gülsün yüzler ve toplumda huzur egemen olsun.
Evvelinde rahmet tecelli etsin diye dört elle sarılalım Ramazana. Ortasında bereket olsun diye artıralım ibadetleri ve sadakaları. Ahirinde günahlardan azat olalım diye çoğaltalım tövbeyi ve istiğfarı. Niyazımız Yüce Mevla’mızdan; bir daha yaşatmasın bize buruk Ramazanları.
Mübarek Ramazan ayına kavuştuğumuz için çok çok mutlu ve sevinçliyiz. Bu ayda günahlardan arınacak ve ALLAH Teâlâ’nın rızasına erişeceğiz, inşaALLAH. Bir yıl içinde zayıflayan duygularımız bu ayda güçlenecek, katılaşan gönüllerimiz bu ayda incelecektir.
Çünkü büyük bir coşkuyla ve gönül huzuru içinde orucumuz tutulmakta; komşular, akrabalar, dostlar iftara davet edilmekte, yaşlı ve ilgiye muhtaç kimselerle ilgilenilmekte, yoksul ve kimsesiz çocuklar gözetilmekte, camiler doldurulup ibadet ve dualar büyük bir arzuyla yerine getirilmektedir.
Ramazan ayına kavuşmak büyük bir servettir. Büyük bir servete sahip olan bir kişinin ilk düşüneceği iş, sahip olduğu o serveti nasıl ve ne şekilde değerlendireceği konusudur. İyi değerlendirilen o servet; sahibi için bir saâdet, iyi değerlendirilemeyen servet ise; sahibi için ateşten bir gömlek olduğu da herkesçe bilinen bir gerçektir.
İşte bunun gibi, bugün bizler büyük, hem de çok büyük manevî bir servet deryası içinde yüzüyoruz. Cenab-ı Hakk’ın, Cennet kapılarını açmış, Cehennem kapılarını kapamış olduğu
Ramazan ayının ilk haftasındayız. Sahib olduğumuz bu manevî serveti kullanmak için, bir imtihan kapısının ilk basamaklarındayız. Hem kendimizi ve hem de çoluk çocuğumuzu hazırlayarak bu rahmet ayını ihya etmeliyiz. Bu aya mahsus ibadetleri de eksiksiz yapmaya çalışmalıyız.
Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’ân-ı Kerim’le nura, teravihle huzura erişeceğimiz Ramazan ayını idrak ediyoruz. Zekât ve fitrelerimizle, hayır hasenatlarımızla sorumluluklarımızı daha çok hatırladığımız kutlu zamanları yaşıyoruz. Dilimizi zikre, kalbimizi şükre, aklımızı tedbir ve tevekküle, bedenimizi sabra alıştıracağımız en güzel anları yaşıyoruz.
Gecesiyle gündüzüyle mübarek bir aydayız. Diğer taraftan salgın hastalıkla ağır bir imtihandayız. Zamanın değerini, hayatın anlamını, gençliğin önemini, bir lokma nimetin ve bir nefes sıhhatin şükrünü idrak edelim. Bir virüsle hayatımızın değiştiği zor zamanda bu salgın hastalıktan korunmak için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Dünyada bir misafir olduğumuzu, şu fâni hayatın ahirete hazırlık yurdu olduğunu unutmayalım. Taşıdığımız sorumluluğun meşakkatli ama kıymetli olduğunun idrakinde bir hayat sürelim. Dünyalık ne varsa, hepsine bir yolcu kadar değer verelim.
Sorumluluk duygusunu kuşanmanın erdemiyle, Müslüman olarak yaşamanın izzetiyle Allah’ın huzuruna varalım. Nihai hedefimizin Allah rızası olduğunu bir an bile aklımızdan çıkarmayalım. Her günümüzü, Rabbimiz’in c.c rızasına uygun faydalı işlerle, salih amellerle, iyilik arzusu ve tefekkür sermayesi ile değerlendirip kurtuluşa erelim.


