Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Taşkent’te eğitime özel yaklaşım982 defa okundu

, kategorisinde, 01 Eki 2020 - 08:40 tarihinde yayınlandı
Taşkent’te eğitime özel yaklaşım

Taşkent Eğitim Kurumları’nda öğrenciler sadece sınavlara değil, sahasına hakim ve psikolojik duyarlılık sahibi eğitimciler tarafından aynı zamanda hayata da hazırlanıyor.

Taşkent Eğitim Kurumları Eğitim Danışmanı Murat Ertaş, “Başarı, çocuk yaştan itibaren bireyin mesuliyet duygusu taşımasıyla ilgilidir” dedi.
Öğrencinin hayatında önemli yeri olan LGS, YKS ve KPSS gibi sınavlarda öğrencinin başarısız olma nedenlerinin başında “ders ve bilgi eksikliği” değil, yaşam alışkanlılarının geldiği belirtildi. Söz konusu sınavları, öğrencinin okullarda kolaylıkla geçtiği ders sınavlarından ziyade birer hayat sınavı olarak nitelendiren Murat Ertaş, “Bu sınavlara gelinceye kadar okul hayatında gerek dışarıdan, gerek içerden hiç zorlanmamış öğrencinin başarılı olması güçleşmektedir” tespitinde bulundu.
Bu sınavların zekâ ölçer olmadığını ve bireydeki alışkanlıkların ve mesuliyet duygusunun neticelerini ortaya koyduğunu söyleyen Ertaş, sınavlara hazırlanmaya başlayan öğrencinin evvelâ alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizdi.

BU SORULARA CEVAP “EVET” İSE…
Öğrencinin sınavlara hazırlık sürecine yönelik olarak “Öğrenci tek başına ders çalışabiliyor mu, masa başında oturma sabrı ne kadar süre, kitabın başında geçen sürenin kaçta kaçında gerçek anlamda çalışabiliyor, dikkatli ve analitik ders dinleme alışkanlığı var mı, sınav yılında sosyal çevresine mesafe koyabiliyor mu, akıllı telefonu olmadan bir sınav yılını canı sıkılmadan tamamlamaya gözü kesiyor mu, çevresinin karşısında kendisine gösterdiği sınırsız müsamahadan vazgeçebiliyor mu, öğretmenlerle diyalog kurabiliyor mu, anlamadığının peşine düşebiliyor mu?” gibi birbirinden farklı sorular sıralayan Eğitim Danışmanı Murat Ertaş; “Sınav müfredatıyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan biri bile yukarıdaki sorulara “evet” cevabı verebiliyorsa sınavda ortalamanın ve beklentinin üzerinde başarılı olur. Çünkü ders dediğimiz şey hayatın tam da ortasından fotoğraf kareleridir. Televizyonda belgesel izlemek keyif, o keyfin okula taşınması ‘ders’ oluyor. Ders kompleksi olan bir öğrenciye ders adı altında hayatın içinden verilen en basit bilgi bile zor gelir” ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİ NASIL BAŞARILI OLUR?
Bu süreçte “İlgi Kurma” , “Korku” ve “Şartlanmışlık” gibi durumların da ortaya çıktığını anlatan Ertaş, “O halde sınavlara hazırlanan öğrenciye, evvelâ sınavın ne olduğu, sürecin nasıl verimli işleyeceği, kendisinin neden şimdiye kadar başarısız kaldığı konularda ciddi eğitimciler tarafından bilgiden evvel bilinç yüklenmelidir. Öğrencinin bilgiden evvel bilince ihtiyacı var. Aksi halde ders odaklı yapılan rehberlik çalışmaları öğrencinin defalarca tecrübe edip sonuçlarına kendi içerisinde memnun kalmadığı bir yöntem olur” hatırlatmasında bulundu.
Öğrencinin, bir ömrü, bütün olarak hayatı ve hayatın içerisinde yüklenebileceği rolleri iyice fark etmesi gerektiğini vurgulayan Ertaş, ancak bunu fark eden öğrencinin derste başarılı olabileceğini ifade ederek; “İyi bir öğretmen ve rehberlik uzmanı öğrenciye onun ne kadar değerli olduğunu hissettirerek işe koyulmalıdır. Kendisini değerli gören, özgüven eksikliğinde, öğrenilmiş çaresizlikten ve komplekslerinden kurtulan öğrencinin başarısız olması mümkün değildir. Fark etmek, yazının başında ifade ettiğim gibi alışkanlıkları sorgulatır” diye konuştu.

REHBER ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ…
Eğitim Danışmanı Murat Ertaş, insan ruhunu ailesi kadar zamanın ruhunun da biçimlendirdiğini hatırlatarak, “Hem tembel, hem sabırsız hem de sürekli farklılık yaşamak isteyen bir insan var karşımızda. Modern insan konforuna oldukça düşkün. Öğrenci de öyle tabii ki… Bilinçten sonra “irade” aşaması gelir. Sınavın hayatındaki önemini, kendisini ve hayatın farkını çok iyi idrak eden öğrenci sonrasında bilincini yaşayacak, pratiğe dökecek sağlam irade göstermelidir. Bunu yapmak kolay değil elbette. Burada iradenin ayakta kalması için iyi bir destekçiye ihtiyaç olacaktır. Buna rehber öğretmen, danışman öğretmen diyebiliriz. Yaşam koçu kelimesini hiç hazzetmedim. Zaten evvelce öğretmenin adı danışment değil miydi?” diye sordu.

ÖĞRETMEN SEÇİMİ ÇOK ÖNEMLİ
Sınavlara hazırlık sürecinde iyi bir danışmandan sonra disiplinli, ilkeli, sahasına ve insan psikolojisine vakıf öğretmenlerin devreye girdiğini kaydeden Ertaş, “Öğretmen seçimi çok çok önemli. Şov yapıp sınıfta sadece öğrenciye keyifli saatler yaşatan öğretmenler vardır, öğrencinin sınav başarısına pek katkısı ve desteği olmaz ve bunu öğrenci fark edemez. Öğrenci sanır ki, öğretmen çok iyi de ben kötü! Bu, çok tehlikeli bir durumdur. Öğrencide hayat boyu izi kalan özgüven eksikliği oluşturabilir. Sınıfında olmaktan keyif aldığı öğretmenin noksanını göremez öğrenci. Hâlbuki hitabıyla, mimikleriyle, öğrenciyle paylaştığı sosyal dedikodularla o öğretmenin yaptığı sadece “şirinlik”tir. Futbolda buna “tribünlere oynamak” da denir” ifadelerini kullandı.

İYİ BİR ÖĞRETMEN NASIL OLMALI?
Taşkent Eğitim Kurumları Eğitim Danışmanı Murat Ertaş, iyi bir öğretmenin nasıl olması gerektiğini de anlattı. Ertaş, şunları kaydetti: “Elbette sıcakkanlı, babacan, genç ve ergen psikolojisine dikkat eden, disiplini “çatık kaş”la değil “ilke”leriyle sağlayan ve öğrencisine de bunu kabul ettiren; branşına, branşıyla ilgili yayınlara, sorulara ve sınavlara hâkim; dürüst, diksiyonu düzgün, genel kültürü iyi, verdiği söze sadık, her öğrencisinin hikâyesini az çok bilen ve iletişimi, tutum ve davranışlarını ona göre ayarlayan öğretmen… Öğrenci iradesini ortaya koyarken branş öğretmeninin ve danışman öğretmeninin sıkı takibinde olmayı ister. İlk birkaç ay zorlanan öğrenci daha sonra bu iradeyi tek başına gösterebilir ve çalışma disiplinini kendi sağlayabilir.
Yukarıda bahsettiğim eğitim anlayışı hizmet içi eğitimlerle tüm çalışanları tarafından benimsenen Taşkent Kurs Merkezi’nde her öğrenci özeldir. Öğrenci hiç yaşamadığı kadar hayatın gerçekleriyle yüzleşir, kendisini değerli hisseder, ilgili ve yetkin hocaların kendisini sıkı takip etmesinden dolayı mutlu ve başarılı olur. Eğitim yetkinliğin yanında bir o kadar sevgi kültürüyle verilmelidir”

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Avatar
YORUM YAZ