Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Taşmağazaların içi seni yakıyor, dışı beni!1519 defa okundu

, kategorisinde, 23 Mar 2021 - 18:19 tarihinde yayınlandı
Taşmağazaların içi seni yakıyor, dışı beni!

Bu ne yaman çelişki anne!

Bir şekilde Ahmet Kaya’nın Hani Benim Gençliğim adlı parçasını hatırlattı nedense bana bu görüntüler. Kaya o parçanın nakarat bölümünde ‘Bu ne yaman çelişki anne’ diyor ki zaten parça da bu şekilde anılıyor, anlatılıyor. Ne zamandır geçeriz oralardan gariptir yeni farkediyorum, yazıya konu ediyorum. Hoş Avukat ağabeyim Faruk Terzioğlu söylemese konu edeceğim de yok. İşte bu esnafa yakışmayan, Erzurum’a hiç yakışmayan izbe görüntü tam da o ‘Bu ne yaman çelişki anne’ sözlerini hatırlatıyor. İnanılacak gibi değil. Hem de Taşmağazaları gibi bir elit, yakut taşı gibi nadide bir yerde. İçi seni, dışı beni yakıyor cinsten bir fotoğraf. Birilerinin bu konuda ihmali çok açık. Büyükşehir Belediyesidir, esnaftır, bilmem artık. Ama modern görüntüye kavuşması arzulanan ve bu konuda adımlar da atılan şehirde Taşmağazaların arka yüzü şık değil. Hatta hiç şık değil. Taşmağazalardaki kuyumcu esnafının vitrinini görenler, bir de o işyerinin arkasını görünce tam bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. ‘’Bu ne lahana, bu ne perhiz’’ demekten kendilerini alamadıkları gibi, özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin o görüntüler karşısında sessiz kalmasına da anlam veremiyorlar. Anlam veremeyenlerden ve o şaşkınlığı yaşayanlardan biri de elbette zatım!



Yap keşfi, bırak keyfi!

Edebiyat dünyasının yüzaklarından, özellikle lise dönemlerinde kitapları ile tanıştığımız ve dahi şereflendiğimiz Mehmet Kaplan Erzurum için çok kıymetli bir isimdir. Yeri doldurulmayacak az ama çok adamlardandır. Bu şehirde görev yapmış, bu şehir ve insanına aidiyet duygusu ile yaklaşmış bir akademisyen, önemli yazı adamıdır. Behçet Mahir, diğer bir adıyla hekatçı dede de yine bu yazım dünyasında sıradan biri olmasına rağmen bilindik biridir. Ben ne zaman Mehmet Kaplan ismini duysam illa ki Behçet Mahir ismi de hatırıma gelir. Tıpkı Atatürk ile İnönü gibi. İki ismi de birbirinden ayırmam. Çünkü halk hikayecisi olarak Edebiyat dünyasına giren Behçet Mahir’i keşfeden Mehmet Kaplan’dır ve iki isim bugüne kadar hep aynı cümle içinde kullanılagelmiştir. 1970’li yılların başlarında Atatürk Üniversitesi’nde görevliyken anlattığı hikayeleri duyan Mehmet Kaplan, Behçet Mahir’i keşfederken bana göre büyük bir ilmi çalışmanın da altına imza atmış oluyor. Aslında okur yazarlığı da olmayan hekatçı dedeyi öğrencileriyle tanıştıran, ona ders anlattıran Mehmet Kaplan, sadece Köroğlu destanı gibi bir hazineyi ortaya çıkarmakla kalmaz, akademi dünyasında da bu girişimiyle bir destan da kendisi yazmış olur. Bugün eğer 1988 yılında rahmetli olan ve mezarı Erzurum’da bulunan Behöet Mahir meşhur ise bu elbette ki Mehmet Kaplan’ın sayesindedir. Ve o çorap satarak geçimini temin eden Behçet Mahir’in anlattığı ve kaleme alınan bir çok hikaye eğer bugün dillerde dolaşıyorsa işte o rahmetli Kaplan hocanın sayesindedir.

Peki bütün bunları niye anlattım. Amacım ne, neyin peşindeyim, ne demek istiyorum? Daha dün hem de o kıt imkanlarda Mehmet Kaplan gibi bir adam çıkıyor böylesine önemli bir keşifte bulunuyor da bugünün akademisyenleri ne yapıyor? Var mı onların da böyle kıymetli çalışmaları, keşifleri. Açıkçası sanmıyorum. Keşiften ziyade keyif yapılıyor gibi. Bu kadim şehirde elbette Behçet Mahir gibileri vardır ama sanırım onları keşfedecek edebiyatçılar yoktur. Herşey rutine bağlanmış. Kimsenin de böyle bir derdi olduğunu da düşünmüyorum. Ancak. Dekan Prof.Dr.Dilaver Düzgün hocamın bu şehrin insanı olarak şans olduğunu düşünüyor ve kendisinden bu konuda bir atak başlatmasını istiyor ve beliyorum. Mutlak surette yeni isimlerin dahil edilmesini arzu ediyorum. Kıyıda, köşede mutlaka böyle kıymetler var. Bunu biliyorum. Aynı şeyi derleme çalışmaları konusunda TRT Türk Halk Müziği emekli sanatçılarımıza da söylüyorum hep. Mehmet Kaplan performansı beklemiyorum ama en azından taa 70’li yıllarda sağlanan o keşfin yanına yeni keşifler eklenerek Edebiyat dünyamıza dahil edilmesini talep ediyorum. Bu konuda daha geç kalınmasın, nokta. Bu benim son kararımdır.



İşte o ‘Dadaş oğlu’nun sözleri!

TRT Türk Halk Müziği sanatçılarımızdan Nurullah Akçayır’ın ilk olarak 12 Mart’ta seslendirdiği Ben Dadaş oğluyam parçasını ben de çok tuttum. Daha demo halindeyken Ankara’da ki stüdyosunda dinlediğim parçanın, en az rahmetli İbrahim Erkal’ın ‘Hadi gel, Erzurum’a gel’ parçası kadar güzel olduğunu düşünüyorum. Özellikle nakaratlarına hayran kaldığım parçanın sözleri kadar müziğinin de Akçayır’a ait olması apayrı bir güzellik. Bu arada, yakın bir zamanda lasmanın da yapılacak olan bu güzel parçanın müziği kadar sözlerini de beğendiğimi, uzun süre ağızlarda pelesenk olacağını düşünüyorum. İşte o top on listeme giren o parçanın sözleri:

Dalar gider hep gözlerim/Yollara yazım adını/Erzurum Beyaz şehir/Karlara yazdım adını/ Anayurdu baba yurdu/Can dostlarım hayal oldu/Sevdiklerim toprak oldu/Taşlara yazdım adını/Ben Dadaş oğluyam/Yüreği dağlıyam/Hep başım karlıyam/Dağlara yazdım adını/Karlı ayaz bir gecede/Ejdere yazdım adını/Esti de bir acı poyraz/Rüzgara yazdım adını.



Bazen de fotoğrafın kendisi konuşur!

PUSULA Gazetesinin de okuyucularına ilave olarak verdiği FIRFIRİK Dergisini hazırlarken biz genelde gündeme dair espriler yapar, fotoğrafları konuştururuz. Ama bazı fotoğraflar var ki bizim konuştıurmamıza gerek yok. Onlar konuşuyor zaten. İşte bu fotoğraf gibi. Geçtiğimiz günlerde Murat Ertaş hocamın facebook hebasından paylaştığı bu fotoğraf işte o konuşan fotoğraflardan biri. Bir sebeple Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen’i ziyaret ettiklerinde çekilen bu kare, ağıra bağıra beni işle diyor. Fotoğrafta Sekmen’in kareli ceketi ile ziyarette bulunan Tamer Şen kardeşimizin pantolonunun benzerliği, ne demek istediğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor. . Üzerinde bir çok komik yorumların yapılabileceği karede Sekmen ile ziyaretçilerden birinin aynı model elbiseyi giymiş olması, ister istemez bize malzeme çıkarttı. Sizce de öyle değil mi?



Acaba esnaf ne der?

Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet adı altında yaptığı bazı işlerin esnaf tarafından eleştirildiğini bilmeyen yok. Belediyenin esnafın kazancına göz diktiği yönünde yoğun eleştirileri dikkate aldığımızda bazen hak verdiğimiz de oluyor tabiiki. Büyükşehir Belediyesi’nin tıpkı İstanbul, Ankara, İzmir gibi Büyükşehirlerde olduğu gibi Halk Ekmek üretimine geçtiğine dair okuduğum bu haber sebebiyle doğal olarak bende yine esnafın ne gibi tepki vereceği merakı oluştu. Öyle ya. Artık Büyükşehir ekmek de satmaya başlıyordu. Genel Sekreter Zafer Aynalı ile dün bu konuyu konuştum. Kendisine direkt olarak ve de doğal olarak, ‘’Halk Ekmek üretimi işine bu defa fırıncılar tepki göstermesin!’’ demek durumunda kaldım. Ama Zafer Aynalı’yı bu konuda rahat gördüm. Esnafın bu konuda bir rahatsızlığının olmayacağını söyleyen Aynalı, ‘ Kimsenin ekmeğinde elbette gözümüz yok. Sadece ekmek değil, ekmek ve türevlerini üreteceğiz. Erzurum’da olmayan 15’in üzerinde ürüne imza atacağız. Hamburger, tost ve sandviç ekmeğini üreteceğiz, bunlar zaten Erzurum’a dışarıdan geliyor. Fırıncı esnafının etkilenmeyeceği bir üretimi gerçekleştireceğimiz için aksine çok mutluyuz’’ dedi. Açıkçası son derece hijyen şartlarda üretilecek olan bu ekmek ve türevlerinin üretiminden ben de yanayım. Dilerim bu üretim konusunda esnaf sıkıntı çekmez, yeni bir polemik ve tartışmanın fitili ateşlenmiş olmaz.



TUTTUĞUM BABA SÖZLER:  Cahille sohbet etmek güçtür bilene, çünkü cahil ne gelirse söyler diline! (Mevlana Hz)

DUVARIN DİLİ :  Yaptığın şeysin. Yapacağını söylediğin değil!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Vedat Refayeli
YORUM YAZ