Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--
Son Dakika Haberler

Korona’nın yılmaz savaşçıları!479 defa okundu

, kategorisinde, 14 Nis 2020 - 19:07 tarihinde yayınlandı
Korona’nın yılmaz savaşçıları!

Sanırım koronavirüs gerçeği ile yüzleştiğimizde ancak sağlıkçıların ne denli önemli olduğunu kavrayabildik. Onların, sadece akşamları alkışlanacak ordu mensupları değil, 24 saat Allah’a ‘’iyi ki varlar’’ diye el açıp dua etmemiz gereken insanlar olduğunu da anladık. Doktorundan hemşiresine, hasta bakıcısından yardımcı hizmetlisine kadar ne denli ulvi görev yaptıkları bilincine varırken eksikliklerinin ne denli önemli olduğunu farkedebildik. Elbette çoğumuz sağlıkçıların hayatımızda ne denli önemli olduğunu biliyorduk. Biliyorduk ama galiba ilk defa çok daha iyi anladık. Onlar, çok önemli kamu hizmeti yapanlar değil, her türlü yaramıza merhem olacak ilaç, yaşamamız, sağlıklı yaşamamız için gerekli olan su ve havadırlar. Stefan Zweig boşuna dememiş zaten. Onlar her hasta için yaşayıp ölendir diye. Onların sayesinde anlarız ki sağlıktan başka zenginlik yoktur.  Hele böylesi bir ortamda..

***

FOTOĞRAF1: Sinop, Türkiye’nin en fazla yaşlı nüfusuna sahip bir şehirdir. Vaka sayısı kadar vefat sayısının da bir hayli fazla olduğu ildir. Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nin Başhekimi Dr.Mustafa Usanmaz, 57 yoğun bakım ünitelerinin bulunduğu hastanelerinin 300 yatak kapasitesine sahip olduğunu söyledi..
FOTOĞRAF2: Türkiye’nin en büyük hastanelerinden olan Tuzla Devlet Hastanesi de koronavirüs konusunda tam tesisat hazır. Hastanenin başhekimi Dr.Selçuk Bozhalil, 66 yoğun bakım ünitelerinin bulunduğu hastanelerinde doktor, hemşire, yardımcı sağlık elemanları ile birlikte tam bin 500 kişi ile bu savaşta mücadele ettiklerini belirtti.

Bugün bu virüs belasından kurtulmak için tıp dünyasına odaklanmışken, ben iki hemşehrimizin özellikle altını çizmek istiyorum. İkisi de bugün tam gün koronavirüs mesaisi yapan iki büyük hastanenin başhekimi. Biri Tuzla Devlet Hastanesi Başhekimi Dr.Selçuk Bozhalil, diğeri de Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Usanmaz. Her iki Erzurumlu başhekimin hastanesi de yoğun bakım servisleri anlamında kapasiteli. Uykusuz günler geçiriyorlar ve hastanelerine gelen korona vakalarının tedavisi için oluşturdukları ekipleri ile olağanüstü bir çalışma içindeler. Sorunsuz iki hastanenin başhekiminin de Erzurumlu olarak elbette biz bundan mutluluk duyuyoruz. Hastanelerinde B planları da hazır olan iki başhekimin de bizlerden istediği şey aynı: Kısa bir süreliğine ayrı düşsek de biliyoruz ki birgün buluşacağız. Hayat eve sığar. Evde kal sağlıklı kal!

Kamu spotu oldular!

Erzurumlu doktor Selçuk Bozhalil’in başhekimliğini yaptığı Tuzla Devlet Hastanesi, çekilen bir video ile Türkiye’nin gündemine girdi. Koronavirüs salgını sebebiyle tam kapasiteyle çalışan hastane görevlilerin ‘Evde kal’ çağrısı, ulusal televizyonlarda yayınlanarak farkındalık oluşturdu. Profesyonel çekim ile gerçekleşen klipte hastane doktorları virüsün ne denli önemli olduğuna vurgu yaptı, vatandaşların bu sebeple evde kalarak kendilerine yardımcı olmalarını istediler. Başhekim Dr.Selçuk Bozhalil de kısa bir konuşma yaptı, ‘’Bugün evde kalırsak yarın sokaklar bize kalacak’’ mesajını verdi. Daha önce Erzurum’da 13 yıl Numune Hastanesi Başhekimliği görevinde bulunan Bozhalil’in hastanesinde çekilen videonun büyük ilgi görmesi, memleketi Erzurum’da da sevinçle karşılandı..

 Resmen cıvıttık! 

Sokağa çıkma yasağının akabinde dün Erzurum’un cadde ve sokakları bir süreden beridir görmediği bir yoğunluğu yaşadı ki, hayret. Sanki Koronavirüs tehlikesi geçmiş gibi herkes soluğu dışarıda almıştı. Cıvıttık kelimesi, Erzurumluların yoğunlukla kullandığı bir tabirdir. Absürt abartı anlamında kullanılır genelde.  İlk defa bir süreden beri evde kal çağrısına uyan Erzurumluların dışarıda olduğunu gördüm. O yüzden de cadde ve sokaktaki durumu görünce cıvıttık tabirini kullanıyorum. Bu arada Erzurum’un gezginlerinden olan, özellikle ilginç fotoğrafları ile dikkat çeken gazeteci arkadaşlarımızdan Nihat Kılıçoğulları da cıvıtılan ortama dikkat çeken bir paylaşımda bulundu dün. Tespitleri bizim de not ettiğimiz onikiden tespitlerdi. İşte sevgili Nihat’ın kendine has ifadesiyle dünkü o yoğunluğu anlatan tespitleri.

1-Sokakta maske kullanımı yüzde 99 oranlarında. Ama hâlâ ve ısrarla maske kullanmayan bir kesim var. Allah onları ey etsin.

2-Dışarıda hâlâ sırf keyif olsun diye gezen bir kesim var. Bunların önemli bir kısmı 50 ve yaş üzeri. Sanki dünya umurlarında değil.

3-Hanımlar önemli şekilde dışarı çıkmıyor. Dışarda olanlarda bir telaşe, bir koşturmaca içinde.

4-Emniyet güçleri başta olmak üzere zabıta ve diğer görevli kamu görevlileri sabırla insanlara yol gösteriyor. Cumhuriyet Caddesi’nde polis adeta adam adama markaj yapıyor.

5-İnsanımızın en çok kuyruk oluşturduğu 3 yer dikkatimi çekti. Bankalar, telefon bayileri ve çerezciler. Çerez önemli elbette.

6-Toplu taşımda sosyal mesafe kuralından dolayı vatandaş mağdur görünüyor. Ama insanımızda bu anlamda bir sabır hakim.

7-Gençler önemli şekilde yasaklara uymakta. Lakin sokak aralarında toplanmalar var. Delikanlılar ürkek ama bağlasan durmazlar.

8-Havaların güzel olması 65 yaş ve üzerini kapıya çıkma noktasında cezbediyor. Havalar ısındıkça işimiz zorlaşacak.

9-Devlet sırf rahat etsin diye banka şubeleri önünde bekleşen insanlarımız için Cumhuriyet Caddesi’ne tabureler koymuş. Ama bizim millet hala kuyruğu yarmanın peşinde.

10-Şehir merkezinden ara sokaklara doğru insan kalabalıkları ne yazık ki artmakta. Kümelenmeler çoğalmakta.

11-Yaya trafiği azalsa da araç trafiğinde yine bir yoğunluk var sanki. Araba gezinti keyfi bizim vazgeçilmezimiz demek.

12-Esnafın bir kısmı fırsat bu fırsat diye tadilat için kolları sıvamış. Boya, badana ve ufak işlerle meşguliyet..

Sakınılan göze çöp batar!

Yalçın Songün’ün sahadayken adını duyardım ama ne yalan söyleyeyim, onu top oynarken hiç görmemiştim. Onunla ilk tanışmam Atatürk Üniversitesi’nde Spor Şube Müdürlüğü yaparken oldu. Yine kendisi gibi Erzurumspor’da top koşturan Uğur Bayarslan ile Üniversite’de Spor Şubesi’nde aynı odada görev yapıyorlardı. Zaman zaman yanlarına gider sohbet ederdim, bol bol futbolcu iken yaşadığı hatıraları dinlerdim. Yaklaşık 30 senedir tanıdığım Yalçın ağabeyi titiz, işini seven, ciddi bir insan olarak bildim hep. 20 Ocak 1993 tarihinde Hamza Cimilli Erzurumspor Başkanı olduğunda onu da yönetimine almıştı.  Yalçın ağabey genel kaptanlık vazifesinde bulundu ve Cemal Polat’ın başkanlığına kadar bu görevini başarılı şekilde sürdürdü. Futbolun içinden gelen bir genel kaptanın olması taraftarlar arasında da memnuniyetle karşılanmıştı. Çok da mavi-beyazlı camiada istenen ama bir türlü de yapılmayan şeydi o. Dün Erzurum’un değerli spor adamlarından olan, Yalçın ağabeyin de yakın arkadaşlarından Nazım Saraçoğlu ile konuşurken ‘’Sağlığına çok dikkat ederdi. Hep de bize bol bol su için. Böbrekler için su çok iyidir derdi. Ne ilginçtir ki o kadar o konuda titiz olan biri iki böbreğinden olmuştu’’ sözleri dikkatimi çekti. Gerçekten uzun zamandır böbrek yetmezliği sorunu yaşıyordu. Arkadaşlarına su konusunda tavsiyelerde bulunan biri, bu yüzen sorun yaşıyor. Demekki sakınan göze çöp batar dememiş boşuna atalarımız. Uzun zamandır böbrek sorunu olmasına rağmen aniden beyin kanamasından dolayı vefat eden Yalçın ağabeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve Erzurumspor camiasına da başsağlığı diliyorum..

 Mutfağın da efendisi!

Sürat Pateni antrenörleri Duygu Kan Belir ile eşi Adem Belir de bir süredir ‘Evde Kal’ çağrısına uyup evde kalanlardan.. Antrenör karı koca, uzun zamandır ayrı kaldıkları takımları ile yeniden biraraya gelmenin hasretini çekerken günlerini de evde kitap okuyarak, dizi film izleyerek ve yemek yaparak geçiriyorlar. Aynı zamanda Sürat pateni Milli takım yardımcı antrenörü olan Duygu Kan Belir’e dün yemek işini nasıl yaptıklarını sorduğumda eşi Adem’in maharetine dikkat çekti. Mutfağın artık eşinin kontrolünde olduğunu söyleyen Duygu Kan Belir, ‘’Adem sayesinde açıkçası mutfağa girmiyorum. Öylesine de kendini kaptırdı ki bana bir çorba bile yaptırmıyor, onu dahi kendisi yapar oldu. Hamur içi yiyecekleri dahil her yaptığı inanılmaz güzel ve de leziz. Mutfak sayesinde ben bile eşimi yeni yeni keşfediyorum. Bu kadar güzel yemek yaptığını görmesem inanmazdım.’’ dedi. Görünen o ki Adem hoca sadece evinin değil, mutfaklarının da efendisi!

—–

TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Bir balonu istediğin kadar şişir, kaderi yine bir toplu iğne ucuna bağlıdır! (Yunus Akan)

DUVARIN DİLİ: Bir sebeple severiz, daha iyi bir sebeple sileriz. Sorun yok!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ