Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

SINAVLAR VE TÜRKÇE5089 defa okundu

, kategorisinde, 20 Ağu 2020 - 17:20 tarihinde yayınlandı
SINAVLAR VE TÜRKÇE

Üniversite sınavlarına hazırlanan gençlere TÜRKÇE ile ilgili birkaç kelam:

Sevgili gençler sınavlarda eskisi gibi Türkçe testinin yarıya yakını dil bilgisi değil. Soruların tamamına yakını “anlam bilgisi”. Yani kelimede anlam, cümlede anlam ve upuzun paragraflar…

Dil bilgisi somut bilgilere dayanır ve öğrenilebilen konulardan oluşur. Lâkin anlam bilgisinde esas soyutu, düşünmeyi öğrenmektir. Önümüzdeki metnin anlam katlarını ve inceliklerini fark edebilmek… Metnin olurları ve değilleriyle, bütününü ve parçalarını görebilmek…

Bundan 8-10 sene evveline kadar sınavlarda ezberlenmiş paragraf yapıları vardı ve bugünkü sorulara göre daha kısa ve daha kolay anlaşılabilir metinlerden oluşuyordu. Artık paragraf soruları ciddi bir zihinsel faaliyet gerektiriyor. Elbette kitap okumaya alışmış zihin paragraf sorularında her daim daha az zorluk çekecektir. Kitap okuyan, ciddi tartışma programlarını izleyen gençlerin zihinleri anlam soruları için idmanlıdır çünkü. Beyin cimnastiği yapanlar ile basit kelimeler ve hatta harfler (aeo=Allah’a emanet ol, ok…) dışında dili kullanmamış, düşünce diye derdi olmamış gençlerin zihinsel alt yapısı bir olmayacaktır.

Peki, ne yapmalıyız?
Evvelâ derinlemesine gerçek (temel ve yan) anlam ile mecaz anlam ayrımını öğrenmeliyiz. Öyle basit bir iki örnekle değil. Hani, “Yukarıdaki cümlelerde “…” kelimesi kaç farklı anlamda kullanılmıştır?” soruları var ya… İşte onları yapmanın yolu kelimenin temel, yan ve mecaz anlamlarını çok iyi bilmek. Bu sorularda olduğu gibi artık paragraf sorularında da çok çok ince düşünmemiz gerekiyor.

Türkçe öğretmenlerine düşen en büyük vazife öğrencilere düşünmeyi öğretmektir. Konuyu anlatmakla tatmin olan öğretmenin adı ancak “anlatman” olur, öğretmen değil. Konuların ezber örneklerle tahtaya yazılıp çizilmesi ders değildir, öğretmenlik değildir.Böyle olunca öğrenci konuyu sadece ezberlenen örneklerle mahdut öğrenmiş/ezberlemiş oluyor. Sorularda farklı kelimeler (örnekler) gelince sanki de hiç Türkçe dersi görmemiş gibi çuvallıyor.

O halde öğretmen ne yapmalı?

Öğrencinin zihninin alevlenmesini sağlamalı. Öğrenci ile karşılıklı birçok kelimeyi analiz etmeli. Anlamın en ince parçacıklarını, nüansları tartışmalı öğrenciyle. Öğrenciyi pasif dinleyici ve yazıcı olmaktan çıkarmalı.

Meselâ;
“silmek” kelimesiyle ilgili öğrencinin her birine bir cümle kurdurmalı. Kurulan her cümlede “silmek” kelimesinin kazandığı anlamları (temel-yan-mecaz) irdelemeli. Cam silmenin (kiri pisi temizlemek/temel anlam), nasıl tahtayı silmekten (tahtayı yeniden kullanıma hazırlamak/yan anlam) farklı olduğunu anlatmalı…Yahut başka bir kullanımda yanlışı (yazıyı düzeltme) silmenin camdaki lekeyi silmekle aynı anlam olmadığını…

Meselâ “kapamak” kelimesini her öğrenci kullanmalı ve tek tek öğrencilerin katılımıyla anlam incelikleri ortaya konmalı… Telefon kapamak, kapı kapamak, konuyu kapamak, kutuyu kapamak, kendini dışarıya kapamak, perdeyi kapamak, çene kapamak, yolu kapamak… Her birinin çok farklı anlamlar taşıdığını öğretmen anlatabilmeli. Bu da öğretmenin anlama, anlatma ve dil zenginliğiyle ilgilidir.

Velhasıl konu sadece tanımlar ve ezber iki örnek üzerinden değil, zengin örneklerle, anlam incelikleriyle kelimeler ve kavramlar üzerinden tekrar tekrar işlenmeli. Öğrenciyi derse katarak… Onlara bir hikâye yaşatılmalı her derste. Her ders öğrencinin dünyasında unutulmaz hatıra olmalı…

Öğrenci evvelâ kelimeyi fark etmeli, düşünmeli, anlamalı, anlamaya kendisini zorlamalı; daha sonra cümle, en son paragraf…

İl ve Türkiye derecesi yapacak başarıdaki öğrenciler başta olmak üzere iyi öğrencilerin TÜRKÇE testi hakkında fark edemedikleri bir gerçek var ki bu, onları ciddi bir yanılgıya düşürüyor; sınav başarıları beklentilerinin çok altında kalabiliyor.

O da şu:
LGS,YKS, KPSS ve diğer sınavlarda ilk test Türkçe… Dolayısıyla Türkçe dersindeki soruların kolaylığı ve zorluğu sadece Türkçe testini değil tüm sınavı ciddi etkiliyor. Öğrenci dil bilgisi başarısına güvenip, anlam ve bilhassa paragraflara yıl içerisinde ciddiyetle eğilmedi mi Türkçe testlerindeki paragraflar öğrenciyi sarsıyor. Kaygı düzeyi daha sınavın başında artan, uzun ve soyut anlamlarla dolu paragraflarda soğuk terler döken öğrenci konsantrasyonunu kaybedince, Türkçe testinden sonra gelen tüm sorularda -daha sonra bir bakışta çözebileceği ortalama bir soruda bile- yanlış yapabiliyor. Matematik’ten çok saçma hatalar yapan öğrenci bunun altında sınava başlarken kaybettiği özgüveninin olduğunu fark edemiyor. Öğrencinin Türkçe performansı tüm sınavı doğrudan etkiliyor.

Sınavdan sonra “Ben bu soruyu nasıl yanlış yaptım?”, “Zor soruları doğru basit soruları yanlış yapmışım!” gibi hayıflanmaların arkasında başka nedenler olabildiği gibi daha sınav başında bilhassa paragrafların neden olduğu kaygı düzeyi, heyecan, korku ve konsantrasyon kaybı vardır.

Velhasılıkelam ilk test olan Türkçenin rahat çözülmesi, sınav motivasyonunu artıracağı için daha sonraki ders ve konularda öğrenci daha başarılı olacaktır.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Murat Ertaş
YORUM YAZ