Bir sabah daha, Gazze’de güneş doğmadı.
Bir çocuk daha sabah ezanını duyamadı.
Bir anne daha yavrusunu toprakla buluşturdu.
Ve dünya…
Bir kez daha sustu.
Bir kez daha “kınıyoruz” dedi.
Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etti.
Gazze’de yine ölüm var.
Ama bizde hâlâ sadece slogan var.
“Sessiz kalmayacağız!”
“Sözde değil özde destek!”
“Filistin yalnız değildir!”
Bu sözleri ezberledik. Mitinglerde bağırdık, sosyal medyada paylaştık, profil fotoğraflarımıza bayrak ekledik.
Peki sonra?
Sonra hayatımıza döndük.
Çünkü bu acı, bizim ekranlarımızda birkaç saniyelik bir haberdi.
Ama Gazze’de bir ömür demekti…
Bir yıkım demekti.
Bir neslin daha yok oluşu demekti.
Şimdi sormak lazım:
Sadece yürümekle, sadece slogan atmakla yetinecek miyiz?
Yoksa gerçekten bir şeyleri değiştirmek için uyanacak mıyız?
Uyan Müslüman!
Bugün Müslüman coğrafyası sadece kan ve gözyaşıyla anılıyor. Ama bu ne yazık ki sadece düşmanın gücüyle değil, bizim uykumuzla da alakalı.
Çünkü Gazze’de akan kan sadece Gazzelilerin değil, senin vicdanının da kanı.
Çünkü Filistin’de yıkılan evler sadece taş değil, senin duyarsızlığının enkazı.
Artık sadece “izleyen” değil, “harekete geçen” olmalısın..
Her alanda; ekonomide, siyasette, medyada, STK’larda, akademide, sokakta, hatta sofranda bile farkındalıkla hareket etmelisin.
Çünkü sloganlar geçicidir…
Ama bilinçli bir duruş, nesilleri değiştirir.
Uyan Müslüman!
Gazze için ağlamak yetmez.
O çocukların geleceği için mücadele etmek gerekir.
Bu bir inanç meselesi olduğu kadar bir insanlık sınavıdır da.
Ve bu yazının sonunda tek bir cümle kalır:
Gazze’de yine ölüm var…
Peki sen hâlâ uyuyor musun?


